Şiirlerimizde devamlı bir mücadele halinde olan âşık ve zâhidin aralarındaki fark, sahip oldukları akıllardadır. Zahid her ne kadar zühd ü takvâ ile terbiye etmiş de olsa cüz'î akıl sahibidir. Aşık ise külli akıl sahibidir ve bu yüzden zahidi dinlemez ve onun sözlerini ciddiye almaz. Bu değerlendirme, âşık ile "abid, alim, nasıh, vaiz, akil" arasındaki mukayese için de geçerlidir.
Dehhânî'den ilk bahseden bilim adamı Fuat Köprülü'dür. Köprülü, Dehhânî'yi Anadolu sahasında lâdinî (dindışı) klasik şiirin başlangıcı ve "tamamiyle 'sanat gayesini hedef alan' yeni türün ilk şairi olarak tanıtmaktadır. Şiirlerinde eğlence meclislerinden, bahar coşkusundan, aşk ve özlem gibi insanî ve dünyevî konulardan bahseden Dehhânî'nin Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykûbâd'ın isteği üzerine 20.000 beyitlik Farsça bir Şahnâme (Selçuklu Şahnâmesi, Selçuknâme) yazdığı muhtelif kaynaklarda belirtilmektedir. Ne var ki bu eser, henüz gün ışığına çıkarılamamıştır.
Bir süredir uzun seneler önce okuduğum bazı kitapların hislerini anımsamakta zorlandığımdan kısa da olsa inceleme yazma gereksinimi hissediyorum. Bu kitap ile başlangıcı yapmış olayım. Vaktim oldukça diğerlerine de yazacağım. Yeni okuduklarımı da ertelemeden yazmaya çalışacağım. Zaten burayı hatırlamak istediklerimi yazdığım not defteri gibi kullanıyorum.
Beşir Fuat, hayatını uzun süredir merak ettiğim yazarlardan birisiydi. Ahmet Mithat Efendi okumak için eserlerine bakarken bulmak hoş bir tesadüf oldu. Ünsiyetleri nedeniyle 'babacan dille yazılmış' diye nitelendirebileceğim biyografilerden birisi. İçerisinde Beşir Fuat'ın intihar mektubu da yer alıyor. Merakı olanların okumasını tavsiye ediyorum. Daha geniş bir biyografi okumak için iyice meraklanmama neden oldu.
Beşir FuatAhmet Mithat Efendi · Kapra Yayıncılık · 2021229 okunma