Elbette, koşulsuz sevgi ilişkilerde hiçbir standart olmayacağı, kurallar çiğnendiğinde bunun cezasız kalacağı anlamına gelmez. Kuralları ihlal etmenin bir riski olmadığı zaman, kurallar anlamını yitirir ve anlamlı kuralları olmayan hiçbir etkinlik zevk vermez. Çocuklar, anne
babalarının onlardan belli şeyler beklediğini ve bunları yerine getirmemelerinin belli sonuçlar doğuracağını bilmelidirler. Ama aynı zaman da, her ne olursa olsun, anne babalarının onlarla ilgileneceğinin de farkında olmalıdırlar.
Yaşamdan zevk alırken gelişmenin yolu, hayatın kaçınılmaz koşulu olan dağınıklıktan üst düzey bir düzen yaratmaktır. Bu, her yeni zorluğu baskı altına alınması ya da kaçınılması gereken bir şey olarak değil, öğrenmek ve becerilerini geliştirmek için bir fırsat olarak görmek demektir.
Çok iyi tanırdım bu türden insanları, başarısızlıkla kötülükle en küçük bir olumsuzlukla bile yüzleşmek istemezlerdi. Hatta olumsuzluğun var olduğunu da kabul etmezlerdi. Kendileri iyi oldukları zaman bütün dünyanın da iyi olacağını zannederlerdi. Üstelik hayat sürekli olarak onları düzeltmesine rağmen vazgeçmezlerdi bu aptalca iyimserliklerinden.
Çocuk-anababaların geleneksel toplumunda insanlar fiziksel açıdan yalnızlık çekmezler selamlaşırlar, hastalara çorba götürürler fakat psikolojik açıdan yalnızdırlar. İletişim kopuklukları vardır, empatik iletişim eksiktir.
...
İlle de Batılıların geçtikleri yollardan geçmemiz, onlar kadar bireyselleşmemiz gerekmez. Ancak akıl korkusunu sürdürmemiz de gerekmez. Yaşam ve iletişim biçimimizi irdeleyip eksiklerimizi gidermek şartıyla, kendi yolumuzda, kendi hızımızla ilerlememiz yeterli olabilir.
...
Hem birbirine bağlı, hem kültürel değerlerine bağlı, hem de kendi akıllarını kullanabilen kişilerden oluşan bir toplum olabiliriz. Çocuk-anababalardan oluşan toplumumuzun, yetişkin tavrına da ihtiyacı vardır.