İnkarcılar, ALLAH teala adil ve merhametli olsaydı, duaları kabul etseydi (haşa ve kella), önce zulüm gören, katledilen müslümanlara yardım ederdi, onların dualarını icabet ederdi, onları selamete kavuştururdu diyorlar. Ne münasebet! ALLAH'ın dünyada mutlak adaleti tesis edeceğine, iman edenlere daha mesut, daha bahtiyar bir hayat bahşedeceğine, zulme uğramayacaklarına, onlara dünya malı, mülkü, makam ve mevkisi açısından daha ziyade lütufta bulunacağına dair bir vaadi mi var?
Sünnetullah, yani ALLAH'ın koyduğu değişmez fıtri kanunlar icabı, dünyevi kudret, mülk ve itibar, bunları elde etmek için sebepler dairesinde cehd ve gayret gösteren kullara verilir. Bu noktada inanç bir kriter değildir. Dünya denen bu mahalde tabiat kanunları caridir. Çalışan, gayret eden, pes etmeyen milletler maddeten âbad olur ve yükselir. Fenni ihmal ederek terakki etmenin imkanı yoktur. Bu hususta bizim kâfirlerden farkımız ancak tevekkül etmememiz olacaktır. Tevekkül, tüm müşahhas şartların eşit olduğu durumda, ALLAH'ın, müminleri lütfuyla muvaffak kılacağı bir ameldir. Vesselam...