Puan vermedi·248 syf.··
2018 117. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimizin 4. kitabı da okunanlar arasında yerini aldı. Uzun zamandır yorumlarından takip ettiğim, listeme bir alıp bir çıkardığım #şizofren sonunda aklımı çeldi. Biter bitmez "bu kitap tekrar okunur" dedim. Doğumda annesini kaybetmiş, babasının intiharına şahit olmuş, hem yük olarak görülmüş hem acınılmış, kendisini her şeyden soyutlayıp kafasının içinde ki seslere kulak vermiş bir gencin hikayesi... Seksenlerin darbesine şahit olduğundan anarşist denilen, işkence gören, kayıplar veren, aklını yitirmesine de, bulmasına da sebep olacak kadar aşık olan bir gencin hikayesi... Şizofreni demişler ama, yaşadığı şartlara bakarsanız benden akıllı. Hikayesine çok üzüldüğüm karakterlerle dolu kitap. En başında farazi olduğu söylense de, gerek tutukluların gerekse hastaların üzerinde uygulanan yöntemlerin etkisinde kalmamak mümkün değil. Bir de anlatılanlar canlanıyorsa gözlerinizin önünde vay halinize... Çok uzun zaman önce medikal sektöründe çalışmıştım. İhale için gittiğim ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde satın alma bölümü, hastaların havalandırmaya çıktığı bahçenin arkasındaydı. Şahit olduğum görüntüler uzun zaman gitmemişti aklımdan. Hele dışarı nasıl çıktığına hasta bakıcının bile şaşırdığı birinin yanımda bitivermesi. Kitapta bahsettiği gibi unutmuşum rahatlamışım meğer. Tekrar hatırlamak hem acıttı, hem korkuttu. "Ne zaman sona ereceğini bildiğimiz acılar, acıtıcılığını yitirir. Çünkü teselli kazanır." "Bir baba evladına önce ölümü ve susmayı öğretmeli. Kavgasızlığı değil, doğru sebepler için kavga etmeyi öğretmeli. O nasılsa yaşamayı ve konuşmayı öğrenir."
ŞizofrenEmre Timur · Az Kitap · 2018568 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2026 73. kitabı
Bu kitabı okurken, "hayatımda okuduğum en berbat kitap" diyerek okudum. Öyle ki, 198 sayfalık bu eser ancak üç haftada bitebildi. Oysaki ben, normalde üç haftada koca bir Dostoyevski romanını bitirebilirim . Kitapta ne belirgin bir olay örgüsü var ne de derinlikli yan karakterler... "Hadi şurayı da şuna bağlayalım," diyebileceğim hiçbir nokta yok. Buna karşılık, bolca küfür ve bel altı konuşma mevcut. Tipik Amerikan jargonu beni inanılmaz bunalttı; her cümlede bir lanet okuma, bir aşağılama... En sonunda "Öhh artık Holden, bir sen mi ergensin?!" dedim yani Ama J.D. Salinger, neden büyük bir yazar olduğunu tam da bu noktada belli ediyor. Kitap, Holden isminde 16 yaşındaki bir gencin bunalımla geçen birkaç gününü anlatıyor. İşte tam da bu yüzden bir olay örgüsü yok; çünkü Holden’ın kendisi bile nasıl bir ruh halinde olduğunu bilmiyor. Kardeşinin ölümü de bu bunalımın başlıca sebeplerinden biri. Fakat asıl neden, Holden'ın kendini çok yalnız hissetmesi. Herkesle konuşmak için sebepler arıyor, bazen konuşmayı da başarıyor ama ona göre yetişkinler hep yapmacık, hep ikiyüzlü. Onlar gibi olmaktan, büyümekten korkuyor. Burada da Holden'ın iç dünyası ve o meşhur metafor devreye giriyor: Çavdar tarlasında sadece çocukların oynaması ve Holden'ın, onları uçurumdan düşmekten korumak için orada beklemesi... Anlıyorsunuz ki, Amerika'da yaşayan ve ağır bir bunalım geçiren 16 yaşında bir ergenseniz, bu kitap ancak bu şekilde yazılabilirdi.
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Reklam
10/10
·104 syf.·
2026 1. kitabı
Bazen kendini hiçbir yere ait değilmiş gibi, hiç hissedersin... Çünkü yanında hayat arkadaşım dediğin, sevdiğin insan eksiktir. Ve sen, ne hatırlayabilirsin ne de ona bir adım daha yakınlaşabilirsin. Sadece sebepler gerekir. O sebepler için sana birilerinin yardımcı olması gerekir. Ve sen beklersin, beklersin ve beklersin. Ateşli yatarsın sadece onun adını sayıklarsın. Ve defalarca dersin ki ben 'Fadimem'e simit götürmem lazım.' Bazen sadece görmek istediğin beklenmektir. Evde bir yemekle ve onu gördüğün an bütün mutluluk kapıları sana açılır. 'Hiç kimse' olduğun bir anda elini tutanlar mutlaka vardır. Yazarın kitabını o kadar çok severek okudum ki, herkese tavsiye ederim. Sadece bu kitabı ile değil birçok kitabıyla kalplere dokunan, hayatınızda yer edinen bir yazar. Bence, kesinlikle hak vermelisiniz.
1000Kitap
Hiç KimseFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024299 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 14:04
Başka Şansın Yok kitabına başlarken elimde tek bir beklenti vardı: güçlü bir gerilim ve net bir hikâye çizgisi. İlk sayfalarda bu beklenti fazlasıyla karşılandı; daha girişte kayıp bir bebek, vurulan bir doktor ve parçalanmış bir hayatın ortasında kaldım. “Aha tamam, bu kitap beni götürür” dedim. Ama iş ilerledikçe hikâye beklediğim gibi tek bir çizgide ilerlemedi. Aksine karakterler, geçmiş bağlantılar, eski ilişkiler, şantajlar ve gizemli figürlerle birlikte hikâye giderek genişledi. Bir noktadan sonra kitap benim için bir olay anlatısından çok bir düğüm ağına dönüştü. Orta bölümlerde bu dağınıklık yer yer yorucu hale gelirken ana soru zaman zaman geri planda kaldı. “Tamam da bebek nerede?” sorusu zihnimin merkezinde kalmaya devam etti. Buna rağmen hikâyeyi bırakmadım. Çünkü asıl merakım katilin kimliği değil, bu kadar parçanın nasıl bir araya getirileceğiydi. Yazarın bir jonglör gibi havaya savurduğu tüm bu karakter ve olayların düşmeden yakalanıp yakalanamayacağını izledim. Finale geldiğimde ise tablo değişti. Dağıldığını düşündüğüm parçalar tek tek yerine oturdu ve hikâye beni ikna etmeyi başardı. Bu yüzden kitap, tüm orta kısım karmaşasına rağmen finaliyle tatmin eden bir okuma oldu. Kitap bittiğinde bazı karakterlerin yerinde olsaydım ben ne yapardım diye düşünmeden edemedim. Çünkü hikâye sadece bir gizemi değil, insanın yanlış kararlar ve doğru sebepler arasındaki sıkışmasını da anlatıyordu. Hayat bazen doğru nedenlerle yanlış hamleler yaptırırken, bazen de yanlış nedenlere doğru hamleler yaptırabiliyor.
Başka Şansın YokHarlan Coben · Martı Yayınları · 2016755 okunma
Puan vermedi·179 syf.··
2026 14. kitabı
Herkese selam Beklediğimden çok daha iyi çıkan bir kitabın yorumuyla sizlerleyim arkadaşlar. Kitabın başlarında karakterleri ve olay örgüsünü oturtmaya çalışırken biraz zorlandım. Ancak ilerleyen sayfalarda hikâye öyle güzel bir şekilde akmaya başladı ki, bazı yerlerde gözyaşlarıma engel olamadım diyebilirim. Bu kitapta Bodrum sokaklarında bir yolculuğa çıkıyoruz. Kaan ve arkadaşları, Bodrum’un sokaklarında kimsesizler için mücadele eden insanlar. İlk bakışta sert ve kötü karakterler gibi görünseler de aslında hepsinin yüreği oldukça güzel. Ve sayfaları çevirdikçe gaylerinin ne olduğunu anlıyorsunuz. Görkem ve Eray bir iş üzerindeyken gece vakti küçük bir çocukla karşılaşıyorlar. Görkem ona biraz para verip yoluna devam ediyor. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, bir gece sokak arasında dayak yiyen bir çocuk görüyor ve onu kurtarıp arkadaşlarıyla yaşadığı eve götürüyor. İşte o anda fark ediyor ki bu çocuk, birkaç gece önce karşılaştığı çocuk: Olgu. Olgu’nun kim olduğu ve geçmişiyle ilgili herkesin kafasında soru işaretleri oluşuyor. Ancak zamanla onu tanıdıkça kendi ailelerinin bir parçası hâline getiriyorlar. Olgu’nun hikâyesini okurken gerçekten çok duygulandım ve gözyaşlarıma engel olamadım. Kitap beni en çok bu noktada yakaladı. Kurgusunu da başarılı buldum. Yalnız grubun diğer üyelerinin hayat hikâyelerini de okumayı çok isterdim. Onları bir araya getiren sebepler nelerdi, geçmişlerinde neler yaşamışlardı; bunları da öğrenmek isterdim. Bu konuda biraz eksik hissettim. Ama genel olarak baktığımda severek okuduğum, duygusal yönü güçlü ve etkileyici bir eser oldu.
O Benim AbimKaan Koç · Kent Kitap · 202657 okunma
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:43
Az Şekerli & Tüneldeki Çocuk ~ Sait Faik Abasıyanık . Alıntılar; . — Hiç haksızlık gördün mü? — İnsan olur da haksızlık görmez olur mu? . Bir insan niçin aranır, diye düşündüm. Bir insan niçin aranır? Bir insan ötekini neden arar? Bir okulda öğretmen olsam bu konuyu verirdim öğrencilere. Öylesine sebepler bulunur ki. Kendiminkine en uygunun buldum. Buldum ama üzerinde durmadım. Sebep ne olursa olsun neticeye bakalım. Sebebin güzelliğinin, çirkinliğinin, iyiliğinin kötülüğünün önemi neticenin tadına acıyı her zaman sonradan katacaktır. İçimizde şüphe olmasa kelimelerin yarısını sözlüklerden çıkarmak lazım gelir. İyi sebepler çirkin neticeler, kötü sebepler güzel neticeler doğurmuyor mu? Doğurur. İyi sebeplerle birini ararsanız kötü bir netice verirse aradığınız sizin onu aramanızın sebebinin iyilik olduğuna yüzde kaç inanabilir. Daha müşahhas(somut) konuşalım. . Her taze heyecan, zevkine doğru dürüst varılamayan bir güzellik taşır. . Keder ve sevinç; ah kelimeler! Ne müthiş şeysiniz, ne müthiş! Şu anda her kelimenin manasının o basit gerisinde neler saklı olduğunu anlıyorum. İnsanoğluna her kelime nelere mâl olmamış... Şimdi anlıyorum. . Gelmeyeceğini çok iyi biliyorum. Onu beklemek, bilhassa güzel... . Kitap Yorumu; . Bir çok hikayeden oluşan bir kitap yazarı şairi sevenler okumak isteyenler okuyabilir. Kitabın ismini alan iki hikaye gerçekten önemli yer etse de bir kaç tanesi daha güzel anlamlı diyebilirim. Zaman zaman dil ağır gelebilir lakin notlar halinde sayfa altında ablamları ile yazılmıştır bilginize. Kitapla kalın!
Edebiyat
Az Şekerli & Tüneldeki ÇocukSait Faik Abasıyanık · Kapra Yayıncılık · 202528 okunma
Reklam
Reklam