Şükrün birinci aşaması nimetin farkında olmaktır. Onun farkında olmazsak neye şükredeceğiz?
O yüzden önce bir şey olun, sonra da mütevazi olun. Önce zengin olun, makam mevki sahibi, nüfuz sahibi olun. Önce eliniz ersin, gücünüz yetsin, bir beceriniz olsun. Ondan sonra sahip olduklarınızla kimseye üstünlük taslamayarak mütevazi olun. Mütevazi olmak, hiçbir şey olmamak değildir. Her zaman veren el, alan elden üstündür, güçlü mümin, zayıf müminden hayırlıdır.
Fakat bazen insanlar kibre, gurura çok meyilli olabiliyor. Veyahut bir mevkiye gelince sapıtmaları kolaylaşıyor. O yüzden böyle söylemler ortaya cikiyor: "Bize bir lokma bir hırka yeter." "Biz çok mütevaziyiz." "Önemli değil, zaten üç günlük dünya." Evet üç günlük dünya ama cenneti de burada kazanacağız. Evet, üç günlük dünya ama dünyevi mertebemiz de uhrevi mertebemiz de burada belirleniyor.
Onun için dünyayı küçümseyip önemsiz göremeyiz. Allah' ın verdikleri yokmuş gibi davranamayız. "Bir şey haddini aştığında zıddına inkilab eder." diyen atalarımızın sözünü dikkate alp tevazuyu nankörlükle karıştırmayacak şekilde dengemizi muhafaza etmek durumundayız.