Şebnem

Şebnem
Yüreğini kolla, ölmeden çürüyorsun...
Toprakta kefenlediğimiz kimseler vardır ya, çok daha ayrı bir biçimde sevilenleri de vardır ki, kefenleri yüreğimiz olmuştur, anıları her gün yüreğimizin vuruşlarına karışır; soluk alır gibi onları düşürüz, aşka vergi bir ruh sıçramasının tatlı yasasına göre bizededirler. Bir ruh var ruhumda. Elimden bir iyilik, ağzımdan güzel bir söz çıktı mı, bu ruh konuşur, bu ruh devinir; bende iyi olan ne varsa, hepsi bu mezardan yayılır, havayı güzel güzel kokutan kokuların bir zambaktan yayıldıkları gibi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...Yirmi yıl da geçmiş olsa bırak son söz söylemeyi, yaratıcılıktan uzak, gitgide kaskatı kesilen ileri yaşlara dahil olmayan umut vaat eden gelecek için her zaman olduğu gibi hevesliyim. Açlık, savaş, hastalık ve zorluk arasında daima beklenti, umut, hayal- her şeye çabucak kanan insan, var olandan daha iyisine inanmayı sürdürür.
Böylesi bir kişiyi ne kadar süre taşıyabileceksin. Hiç doyumsuz. Seni yoruyor. Karşılıklı yoruyorsunuz birbirinizi. Ben onu tüm kentlerde dolaştırdım.Gölcük'ün Bozdağlarından, mavi küçük gölünden, dağlar gerisinde kendisini kaybetmek isteyen sinirli ninesinin yanından aldım, yaşamın en derin gecelerine, en uzak kentlerine,en genç insanların sevgilerine, en erken sabahlarına getirdim. Gene de doyumsuz.
... Çok gergin geçen seçim sürecinde sonuç değişmedi, seçimin kazananı bir miktar oy kaybıyla yine Demirel oldu. Fakat tüm bu gerginliğin ve toz dumanın arasında siyaset arenasında genç, hitabı kuvvetli, halka sıcak gelen ve neredeyse ayak basılmamış köy, kasaba bırakmayan bir siyasetçinin yıldızı parlıyordu. CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit. Ecevit’in ilerleyen yıllarda Türk siyasetine damga vuracağı o günlerden belliydi... Neredeyse her yıl seçime gidilen bu süreçte, çok geçmeden bir seçim daha kapıya dayandı ve Demirel’in başvekilliğinde II.AP Hükümeti kuruldu. Tuhaf olan bir süredir rahatlıkla seçim kazanmalarına rağmen AP içinde, parti içi hizipleşmeler artmış, olaylar bazı AP’li üyelerin Haysiyet Divanı’na sevk edilmelerine, istifalara,ihraçlara, partinin çeşitli kademelerinde yapılan tasfiyelerin bir “tek adam ve şahış diktası” yaratmaya başladığına dair bildiriler yayınlamaya kadar varmıştı....(1971) Sanırım tarih tekerrür ettiği için istediğimiz kadar yol alamıyoruz.
“Her zaman canlı,her zaman somut bir olguya yaklaşmak isteyen kadını gözetledim. Kimseyle değil, ama yalnız kendi kendiyle kadın olan, kadın kalabilen insanı gözetledim.” 35 yıl sonra bile hala Tezer’in cümleleriyle kendimizi ifade etmemiz onun zamansızlığından mı yoksa bizim onun bıraktığı noktadan bir adım bile ilerleyemediğimizi mi gösteriyor ? İyi ki varsın kalemi güzel kadın....