Adalet ve Eylem
7/10
·232 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:30
"Mükemmel bir gerilim ve aynı zamanda politik eleştirilerle dolu bir eser " olarak tanımlamış Alberto Manguel. Evet güzel bir gerilim romanı ama politik eleştiriler sayılı. Yine de kitabın sürükleyiciliği gerçekten çok iyi. "Dünyanın , Adalet sağlamaya yönelik ortak bir sorumluluk taşıdığını görmesi gerek ; artık bu sorumluluk seçilmiş , aslında kendi kendilerini seçmiş, az sayıda insanın amacı olarak kalamaz" bu alıntı ilk etapta, aslında suikast bürosu gibi yapıların varlığını savunuyor gibi gözükse de , bence burada savunduğu düşünce; herkesin kendi içerisinde ve yakın çevresinde adaleti sağlaması gerektiydi. Ve zaten büro başkanının kendi ölüm emrini vermesine gerekçe de bu yorumda saklı. Bu kesinlikle kitabın özet cümlesi diyebilirim.
Suikast BürosuJack London · İthaki Yayınları · 20192,758 okunma
ZETA: İnsan En Son Neyi Kaybetmeye Razı Olur?
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kerim Gedik, ZETA: Yeni Dünyanın Özgürlük Çağı adlı eseriyle okuru sadece fütüristik bir maceraya davet etmekle kalmayıp aynı zamanda modern insanın en kadim çıkmazlarını masaya yatıran çarpıcı bir felsefi sorgulamanın içine çekiyor. 23. yüzyılın o karanlık ve distopik atmosferinde geçen roman insan ömrünün kırk yılla sınırlandırıldığı, her şeyin yedi büyük şirketin kontrolünde şekillendiği ürkütücü bir düzen inşa ediyor. Yazarın felsefi bir olgunlukla kurguladığı bu evrende; yeni bir hayatın doğuşunun bir annenin ömründen silinen on yılla ödenmesi veya ölümsüzlük vaadinin yalnızca seçilmiş azınlığa sunulması gibi detaylar, gücü elinde tutan sistemlerin insan ruhunu nasıl metalaştırabileceğini sarsıcı bir dille gözler önüne seriyor. Romanın merkezinde yer alan sıradan bir çalışan olan Mert’in hikâyesi aslında sistemin kusursuz işleyen çarkları arasında kaybolmayı reddeden insanın kendi özünü arayış yolculuğudur. Yazar, Mert’in düzene karşı gelişen bu sessiz ama derinden direnişini işlerken özgürlük kavramının sınırlarını yeniden çiziyor. Kitap boyunca fısıldanan "İnsan, görmediği şeyi sorgulamaz; sorgulamadığı şeyi ise özgürlük sanır" felsefesi okura içinde yaşadığı dünyayı ve kendi algı kalıplarını sorgulatacak cinsten bir güce sahip. Aynı zamanda eserde fütüristik bilimkurgu ögeleri yerel detaylarla o kadar estetik ve pürüzsüz bir biçimde harmanlamış ki kurulan bu distopik dünya okura uzak bir gelecekten ziyade, her an kapımızı çalabilecek tanıdık bir tehdit gibi hissettiriyor. Eserin edebi başarısı, başından itibaren sürekli tırmanan temposunu, okurun zihninde derin izler bırakacak çarpıcı ve sarsıcı bir finalle taçlandırmasında yatıyor. "İnsan en son neyi kaybetmeye razı olur?" sorusunun gölgesinde ilerleyen bu yolculuk, son sayfaya gelindiğinde insan kalmanın ve
Bilim-Kurgu
Zeta: Yeni Dünyanın Özgürlük ÇağıKerim Gedik · İleti Kitap · 20261 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Akıp gidiyor ama tam olarak hikayenin içinde değilim.
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş. Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş. Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir. Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış. Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor. Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkması ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye, yazarin
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025433 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Hadislerle Toplumun inşası
8/10
·581 syf.··
2026 45. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 18:49
Kitabın en güçlü yönü, modern insanın en çok ihtiyaç duyduğu "zamanı verimli kullanma ve doğrudan bilgiye ulaşma" ihtiyacına cevap vermesidir. Binlerce hadis arasından özellikle kadınların günlük ibadetlerini, aile içi hukuklarını ve sosyal yaşamlarını ilgilendiren hadislerden seçilmiş olması, eseri kalın bir kaynak kitap olmaktan çıkarıp her an okunabilecek pratik bir el kitabına dönüştürüyor.Ancak kitap genel okuyucu kitlesi için harika bir giriş ve hatırlatma kitabı olsa da, derinlemesine hukuki tartışmalara girmiyor. Hadislerin ardındaki tarihi anlatım ve mezhepsel yorum farklılıklarını merak eden ileri düzey okuyucular için bu eser tek başına yeterli gelmeyebilir; yanına daha geniş açıklama kitaplarının eklenmesi gerekebilir. Çünkü; açıklamanın yetersiz olduğu yerlerde keskin üslupla yanlış anlamalar olabilir. Başlık olarak "Hanımlara özel... " diye olmamalıydı bence. Kitapta aile kavramı, eşlerin birbirine davranışları ve bir çok hadisin kadınlarla ilgili gibi gözükse de uygulama noktasında sadece kadınları ilgilendiren olmamasından dolayı bu düşünceye sahibim. Hadislerle toplumun inşası ya da Hadislerle aile rehberi gibi başlıklar daha uygun olurdu. Uygulama noktasında kesinlikle erkeklerin de okumadı gereken bir kitap çünkü. Kitaplarınızın ve huzurumuzun bol olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim arkadaşlar. İş
Riyazu'l Müslimat / Hanımlara Özel Hadis-i ŞeriflerAhmed Ubeyd ed-De'as · Çelik Yayınevi · 201532 okunma
10/10
·179 syf.··
Beğendi
·
2026 139. kitabı
“Aile” bazen aynı soyadı taşımak değil, aynı yarayı birlikte sarmaktır… Kaan Koç’un kaleminden çıkan O Benim Abim, sadece bir macera ya da polisiye değil; aidiyetin, kardeşliğin ve seçilmiş ailenin hikâyesi. Daha ilk sayfalardan itibaren Bodrum’un sıcak ama sert sokaklarında kendinizi Kaan, Görkem, Eren ve Olgu’nun yanında yürürken buluyorsunuz. 12 yaşındaki Olgu’nun yaşadığı acılar insanın içine dokunuyor. Ama onu asıl özel yapan şey; hayatın tüm karanlığına rağmen sevgiyi kaybetmemesi… Kaan ve ekibinin ona sahip çıkışı ise kitabın en güçlü yanıydı benim için. Kan bağı olmadan kurulan o bağlar o kadar gerçek ve sıcaktı ki okurken kendimi onların evinde oturuyormuş gibi hissettim. Kitap boyunca tempo hiç düşmüyor. Define arayışı, sırlar, hesaplaşmalar ve zekice planlar derken sayfalar su gibi akıyor. Ama bütün aksiyonun arasında bile kitabın kalbinde hep aynı şey var: korumak, sahip çıkmak ve “yalnız değilsin” diyebilmek… Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Betimlemeler uzun uzun anlatılmadan, doğrudan olayın içine giriyorsunuz. Bu da kitabı tek solukta okunur hâle getiriyor. Benim için bu kitap: Kardeşlik Sadakat Dayanışma Ve sevginin iyileştirici gücü oldu.
O Benim AbimKaan Koç · Kent Kitap · 202657 okunma