“İstek vadisi, yola çıkmanın ilk şartıdır, neye talip olduğunu bilerek aşılır. Aşk vadisi; himmet, gayret ve şevkten oluşan büyük bir tutkuya sahip olarak aşılır. Marifet vadisi; yolda kendini bilerek, kendinden hareketle eşyayı tanıyarak, neye hizmet ettiklerini bilerek Allah’ın hudutlarını idrak ederek kendi haddini bilme noktasına gelince aşılır. İstiğna Vadisi ise Allah’tan başkasından bir şey istemeyerek, O’ndan başkasına muhtaç olmadığını bilerek aşılır. Tevhid Vadisi; Çokluktan vahdete yürüyerek yani birliği seyrederek, insanın baktığı her şeyde Allah’ı görmesiyle aşılır. Tevhid Vadisi’nden geçen, Hayret Vadisi’ne ulaşır. Buradaki hayret şaşkınlık değil, Allah’ın yarattıklarına, kendisine olan hayranlıktır. En sonunda ise Fakr-u Fena Vadisi’ne varılır. Bütün vadilerden geçen insan her şeyi Allah’la bütünleştirmeye başlar. Her şeyde Allah’ı görür. Bu kendi benliğini ortadan kaldırmaya varır. Kitabın sonunda kuşlar Simurg olarak tecellide aynada kendilerini görüyorlar. Burada vahdet-i vücud meselesine derin atıflar var.”
Kitabın sayfalarında, kuşların her birinin yol boyunca kendilerine göre ürettiği mazeretler, Hüthüt’ün hepsine mantıklı açıklamalar yaparak bıkmadan usanmadan yedi vadiyi aşıp, yolun sonuna ulaştırma gayreti size insanoğlunun ne kadar mazeretçi olduğunu gösterecek. Sadece bu açıdan bile muhakkak okunması gereken bir eserdir.
ilk defa bir kitap hakkında inceleme yapıyorum. öncesinde herhangi bir hazırlık yapmadım. tamamen spontane bir inceleme olacak. çok sevdiğim bir hocam, Rasim Özdenören’nin 4 kitabını hediye etti. onun sayesinde tanıştım. ilk okuduğum kitabı ise Gül Yetiştiren Adam oldu. binlerce inceleme arasından en beceriksizi benimki olur sanırım ama sadece içimden geçenleri yazmak istiyorum. kitabın konusu çağımızın batıya meyli ile yaşlı bir müslüman adamın sırf peygamberimiz güzel koku seviyor diye 50 yıl boyunca gül yetiştirmesi arasında. aslında ilk bakışta bu iki konu arasında nasıl bir bağlantı olabilir diye sormadan edemiyorsunuz. ben de öyle düşünmüştüm. ama arada çok ince bir çizgi var. ve bunu görmek için ‘görmek isteyen bir kişi’ asla zorlanmayacaktır. çünkü bakmak ve görmenin asla aynı yola çıkmadığı kanaatindeyim. çoğu zaman görmekten kaçsak da benim gibi bir şeylerin ters gittiğini düşünen birçok kişi olduğunu biliyorum. çünkü toplumumuzda helâk olmuş her topluluğa benzer haller mevcut. ve neredeyse her helâk olan topluluğun üstüne yağan lanetler de mevcut. Rabbim sonumuzu hayr eylesin.