Geceyarısı Kütüphanesi ve Zamanı Durdurmanın Yolları
Puan vermedi
Kitaptan Kalanlar: Geceyarısı Kütüphanesi ve Zamanı Durdurmanın Yolları Kitapları elliden fazla dile çevrilen Haig'e dikkat eksikliği, hiperaktivite teşhisleri konulmuş olması ve genç yaşlarında ağır depresyon yaşaması eserlerini farklı bir gözle okumama neden oldu. Geceyarısı Kütüphanesi Romanın başkahramanı Nora, yaşamının zorlukları, seçimleri ve başarısızlıkları nedeniyle derin bir depresyona sürüklenir. Tam her şeyden vazgeçmeye karar verdiğinde kendisini gizemli bir kütüphanede bulur. Bu kütüphanedeki binlerce kitap, hayatında verebileceği farklı kararları ve yaşayabileceği farklı hayatları temsil etmektedir. Daha fazla detay vermek istemiyorum ama kitabı bitirdikten sonra kendime şu soruyu sordum: "Benim çok fazla keşkem var mı?" Elbette var. Hepimizin vardır. Sahip olduğumuz hayatı cesaretle yaşamak, sonuçlarına sahip çıkmak ve keşkelere yer vermemek bizim tercihimizdir. Ama kimi zaman keşkelerin sonucu arzu ettiğimiz gibi olmayabilir. Zamanı Durdurmanın Yolları Hepimiz sağlıklı ve uzun bir ömür dileriz. Peki ya bunun bedeli olsaydı? Çocuğunuzdan, eşinizden ve dostlarınızdan çok daha uzun yaşayacak olsaydınız... Sevdiğiniz insanların birer birer hayat yolculuklarının sonuna tanıklık etseydiniz... Aynı duyguları, kayıpları ve ayrılıkları tekrar tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız... Dünyanın bütün yenilikleri sizin için artık sıradanlaşsaydı... Bir yerde uzun yıllar kalamasaydınız, çünkü çevrenizdeki herkes yaşlanırken siz hep aynı kalsaydınız... Romanın kahramanı yüzyıllardır hayatta olan Tom, tüm sıra dışılığına rağmen yalnızca sıradan bir insan gibi yaşayabilmeyi arzulamaktadır. Matt Haig'in dünyası oldukça farklı, renkli ve alışılmış yaşam kalıplarının ötesindedir. Belki de Haig'in yarattığı bu sıra dışı evrenler, kendi iç dünyasındaki fırtınaları
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Yeşermeye çalışan bir çiçeğin soluşu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:37
Bu kitabı 28 saatte bitirdim. Bitirdim diyorum ama tam olarak doğru değil. Çünkü bazı kitaplar son sayfada bitmiyor. Kapağını kapatıyorsun, sonra gelip kafanın içinde yaşamaya devam ediyorlar. Vejetaryen’i okurken sürekli huzursuzdum. Kötü anlamda değil. Bir rüyadaymışım da bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyormuşum gibi. Ama neyin yanlış olduğunu bir türlü bulamıyordum. Bu kitap bana bir insanın değişmesini anlatmadı. Daha çok, bir insanın kendisinden beklenen şeyleri yavaş yavaş üzerinden çıkarışını anlattı. Okurken birkaç kez durup tavana baktım. Birkaç kez de kitabı kapatıp “Bu neden bu kadar etkiledi beni?” diye düşündüm. Hala tam bir cevabım yok. Belki de beni en çok etkileyen şey, kitapta kimsenin tam olarak anlaşılmıyor oluşuydu. Herkes konuşuyor ama sanki kimse birbirine ulaşamıyor. Aynı evde yaşayan insanlar bile birbirlerine kilometrelerce uzak gibi. Vejetaryen’i okurken sık sık şunu düşündüm: Bir insan gerçekten kimdir? Kendisi hakkında anlattıkları mı? Başkalarının onda gördüğü şey mi? Yoksa sessizce içinde taşıdığı ve kimseye gösteremediği tarafı mı? Bu kitap bana cevap vermedi. Tam tersine, daha fazla soru bıraktı. Bazı kitaplar seni rahatlatır. Bazıları seni eğlendirir. Ve bazıları da zihninin bir köşesine oturup uzun süre hiçbir yere gitmez. Vejetaryen benim için üçüncü türden bir kitap oldu.
1000Kitap
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·282 syf.··
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 19:11
**Gece Yarısı Kütüphanesi** Bazen insan, hayatında bazı şeyleri değiştirebilse her şeyin tamamen yoluna gireceğini düşünür. Peki ya sonuç hiç de beklediği gibi olmazsa? Hayatı pişmanlıklarla dolu bir kadın olan Nora’ya, geçmişteki farklı seçimlerini yaşayabileceği birçok alternatif hayat sunulur. Ancak bu hayatların herhangi birinde, pişmanlıklarının ötesine geçip gerçekten mutlu olabilmiş midir? Sadece bu temel sorunun cevabını keşfetmek bile bu kitabı okumaya fazlasıyla değer.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
8/10
·216 syf.··
2026 37. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:21
Kitap adı gibi huzurunuzu bozacak bir kitap. Stresli ve depresif bir dönemdeyseniz pek tavsiye etmem. Olaylar John Wilder isimli karakterimizin sinir krizi geçirip bir hafta psikiyatri koğuşunda kalmasıyla başlıyor. Karakterimiz yanlış seçimler yapma konusunda bir uzman. Ona her daim destek olacak eşi, çocuğu, arkadaşı ve iyi bir kariyeri varken bunlar ona huzur vermiyor. Alkol, başka kadınlar, başka bir iş arzu ediyor durmadan. Kendisinin narsist bir tarafı da var. Eşinin ona layık olmadığını, yaşadığı bu hayattan daha iyi bir hayata layık olduğunu düşünüyor. Tabi bunda geçmişte kendi hayallerinin peşinden gidememesi de sebep. Hani arada insanın aklından geçer ya şu üniversiteye girseydim, şu işe girseydim hayatım şöyle olurdu... John'un sadece aklından geçmiyor o direkt şu anki hayatını geride bırakmak istiyor. #SPOILER Onun git gide çöküşünü okuyoruz kitap boyunca. John'dan genelde nefret etsem de ona üzülmeden de edemiyorum istemsiz. Eşi onu her daim desteklerken o durmadan Pamela'yı seçiyor. Pamela ise durmadan bir ilişkiden öbürüne atlayan bir kadın, tam hayatından çıkıyor geri dönüyor ve bu çöküşü hızlandırıyor. Aslında John insanın zayıf bir canlı olduğunun kanıtı, belki de bu yüzden beni bu kadar huzursuz etti. Yine de beğendiğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Huzuru Bozmak - Modern KlasiklerRichard Yates · Yapı Kredi Yayınları · 202423 okunma
6/10
·304 syf.··
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:14
Gece Yarısı Treni; yalın ve zihin yormayan anlatımı, klasik ama her dönem ilgi çekmeyi başaran bir konuyu merkeze alması, anların kıymetini fark etmek, hayatın anlamını sorgulamak, karanlığı görmeden ışığın değerini anlayamamak ve deneyimlerin sonunda yapılan değerlendirmeler ile başlangıçtaki seçimler arasındaki farklara vurgu yapan yapısı ile kolay okunan bir kitaptı. Ancak ilk yarısında yer yer didaktik hissettiren konuşmalar ve içine girmekte zorlandığım, durgun ilerleyen işleyiş nedeniyle hikâyeyle güçlü bir bağ kuramadığımı hissettim. İkinci yarı ise bana Bir Noel Şarkısı ve 2006 yapımı Click filmini anımsatan kurgusuyla daha keyifli ve sürükleyici bir hâl aldı. Wilbur Budd, yokluk ve zorlu koşullar içinden büyük bir mücadeleyle sıyrılarak başarıya ulaşmış, Budd Kitabevleri zincirinin sahibi olmuş ve hayatı boyunca önemli başarılara imza atmış 81 yaşında bir adamdır. Ani bir kalp ağrısının ardından hayatını kaybettiğinde kendisini, çocukluk yıllarında ağabeyinin hediye ettiği trenin karşısında bulur. Bu tren, onun hayatının dönüm noktalarına yeniden tanıklık etmesini, geçmiş seçimlerini değerlendirmesini ve yaşamını anlamlandırmasını sağlayacak sıra dışı bir araç olacaktır. Wilbur bu yolculuk boyunca, dışarıdan büyük bir başarı hikâyesi gibi görünen hayatında yaptığı seçimleri, hataları ve kayıpları yeniden gözden geçirirken; bugünkü deneyimi ve birikimiyle gerçekten değer verdiği şeyleri, kaçırdığı fırsatları ve ihmal ettiği insanları çok daha net görmeye başlayacaktır. @koaladankitaplarr ile birlikte okuduğumuz, Gece Yarısı Kütüphanesi evreninde geçen bu kitap, son bölümlere doğru o hikâyeye ile de küçük bir bağlantı kuruyor. Gece Yarısı Kütüphanesi kadar içine çekildiğimi söyleyemesem de, hayatı farklı bir açıdan değerlendiren, "ya şöyle olsaydı" sorusunu
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026192 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:12
Matt Haig’in kitapları bende hep aynı şeyi yapıyor. Hikâyeyi okumaya başlıyorum ama bir süre sonra kendi hayatımı düşünürken buluyorum kendimi. Gece Yarısı Treni de tam olarak böyle bir kitaptı. Seksen bir yaşında ölen bir adamın, Wilbur Budd’ın, hayatının en başına dönmesini okuyoruz. Kulağa fantastik bir konu gibi geliyor ama aslında kitap boyunca en çok düşündüğüm şey kendi hayatım oldu. Geçmişte verdiğim kararlar, seçtiğim yollar, vazgeçtiklerim, kaybettiklerim… İnsan ister istemez kendi dönüm noktalarına dönüyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri geçtiği dönemdi. Eski sokaklar, insanların yaşam biçimleri, savaşın ardından şekillenen dünya, kadınların ve işçilerin hayatı… Tarihi öğrenmekten çok o dönemin içinde yaşamışım gibi hissettim. Zaten dönem kitaplarını sevmemin nedeni de bu. Bana başka bir zamana açılmış bir pencere gibi geliyorlar. Matt Haig’in kaleminde en sevdiğim şeylerden biri de bu derinlik. Basit görünen cümlelerin altında kocaman düşünceler saklı oluyor. Kitabı okurken sürekli şu soru zihnimde dolaştı: Eğer hayatımın başına dönebilseydim farklı seçimler yapar mıydım? Ama sonra başka bir soru geldi. Ya bugün olduğum insanı oluşturan şey tam da o yanlış sandığım seçimlerse? Belki de bu yüzden kitap bana hem umutlu hem de hüzünlü geldi. Çünkü geçmişe bakmak biraz hüzünlü bir şey. Mutluluklar bile dışarıdan bakınca biraz hüzünlü. Yaşanmış güzel bir anı düşünürken bile onun artık geride kalmış olduğunu biliyoruz. Kitabın en güzel sürprizlerinden biri ise Nora’yla karşılaşmaktı. Onun ortaya çıktığı anı okurken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Sanki yıllardır görmediğim eski bir arkadaşımla karşılaşmış gibiydim. Önce tam anlayamadım, sonra birden “Aa, Nora!” oldum. Gece Yarısı Kütüphanesi’nden sonra onu yeniden görmek gerçekten çok
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026192 okunma