"Aklı havada bir İngiltere kraliçesi kendi düğünü için tercih ettiği o beyaz elbise ile beyaz tenine beyaz rengi yakıştırıp ton-sür-ton yaptı ve dünyayı etkisi altına aldı. Fabrikaların mahvettiği katran karası Manchester sokakları, günde 20 saat çalışan işçiler, bacalardan yükselen kömür dumanları ve eli yüzü kir içinde kitleler bir kenarda durup henüz evlenme çağına bile gelemeden ölürken, o bembeyaz gelinliğini giydi, o delici temiz kontrastı yarattı ve bize gelinlik beyazını bir tabu olarak armağan etti.
İnsanoğlu, ölesiye çalışıp sanayinin sokaklarında can veren genç işçiler yerine beyaz gelinliğini giyip tacını takan kraliçe ile özdeşleşmek isteyecek elbette."
"Sevgili dostlarım,
Kıyafetler üzerinden karakter analizi yapmanın eğlenceli bir iş olmadığını söyleyenlere inanmayın. Çünkü onlar sistemi mütemadiyen eleştiren ve katiyen yenilikçi görüşler üretemeyen mutsuz sosyologlardır.
Ancak, karakter analizinden daha eğlenceli bir şey vardır ki, onu çok azımız fark etmişizdir. O da giysileri doğuran malzemelerin, kişilerin, araçların ve süreçlerin izini sürerek tarihsel, sosyal ve ekolojik tahliller yapmak ve sorular sormaktır."
"Ve tüm ama tüm insanlar, yalnızca insan oldukları için, balık alerjisi olanlar ya da olmayanlar, yolsuzluk yapanlar ya da yapmayanlar, kavga edenler ya da etmeyenler, hepsi ama hepsi, bulunduğu kaba göre şekil alır.
Mercedes‘e binen kendini Mercedes gibi, saraya giren kendini saray gibi hisseder."