SEDA

SEDA
-Kimseye kitap tavsiye etmem. Eğer tavsiye ettiğim kitaba layıksa, onu araya araya kendisi bulur. Layık değilse hediye etsem okumaz, hatırım için okusa da anlamaz.- Kemal TAHİR
Tahir külliyatının yayın hakları Ketebe'ye geçerse...
Tanıtım amaçlı yayınladığı görsellerde bile, Kemal TahirKemal Tahir 'in elindeki sigarasını hadsizce ve destursuzca yok ederek sansür uygulayan Ketebe Yayınları, kitap içeriklerine ne sansürler uygulamıştır, varın siz düşünün! Komiksin Ketebe, komik ve basit...
Uyarı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
13 MART: KEMAL TAHİR 114 YAŞINDA...
Gazeteci Mehmet Barlas’ın evinde dostlarıyla birlikte buluştukları o son akşam yemeğinde, masada çıkan tartışmada fenalaşan Kemal Tahir, evine dahi varamadan, yolda geçirdiği kalp krizi neticesinde komşusunun evinde, hayatını kaybetti... Uzun yıllar edebiyat çevresinde konuşulan bu tartışma bütün ayrıntılarıyla ilk kez Mehmet Barlas tarafından şöyle anlatılıyor: "Ölümünden bir gün önce yani son gece bizim evdeydi Kemal Tahir ve hanımı. İsmail Cem, Mete Tunçay ve Ali Sirmen’in de aralarında olduğu bir grup toplanmıştık. Tunçay, Kemal Tahir’le çok sert bir tartışmaya girdi. Kemal Tahir’in kitaplarını ‘cinsel içerikli, pornografik kitaplar’ diye tanımladı. Tabii hepimiz ona saldırdık, o karşı saldırıya geçti. Tarifi imkansız, müthiş bir gerginlik yaşandı. Kemal Tahir bir ara sıkıştı. Nefes darlığı tuttu. Çalışma odama götürüp teskin ettim, sonra ayrıldık, Ertesi sabah telefon geldi, “Kemal Tahir vefat etti” diye. Bağdat Caddesi üzerindeki bir camide kıldık cenaze namazını. O gece biz de onlarla birlikte suçlular gibi...Suçluyuz, üstadın ölümüne herbirimiz ayrı ayrı bir parmak bal çalmışızdır, velev ki isteyerek, velev ki istemeden... " Kemal Tahir’in ölümünün hemen ertesinde, İsmail Cem ise Milliyet gazetesindeki köşesine şunları yazacaktı: “Bir rastlantı, ölümünden dört-beş saat önce Kemal Tahir ile bizi aynı dost meclisinde bir araya getirdi. Yorulmayan Savaşçı, görüşlerini savaşının son saatlerinde de aynı inançla savunuyordu. Fakat sesi biraz kısılmıştı; acılı yılların, bir büyük mücadelenin ve iki yıl önce inanılmaz şekilde üstesinden geldiği amansız hastalığın etkileri, onu yavaş konuşmaya zorluyordu. Kemal Tahir’i son gecesinde dinlerken, sözlerinin bir çeşit vasiyet özelliği taşıyacağını nasıl bilebilirdik? Önemini ve değerini bizim kuşak bilemedi, bu anlamda
Edebiyat
ESİR, YORGUN, YALNIZ, YERLİ VE ONURLU BİR ADAM: KEMAL TAHİR
Türk düşün ve yazın hayatının seçkin isimlerinden olan Kemal Tahir, 15 Nisan tarihinde İstanbul Vezneciler semtinde, İsmail Kemalettin adıyla dünyaya geldi. Kimliğinde 13 Mart olarak görünen doğum tarihi, 1917 yılında yapılan takvim değişikliğinden kaynaklanan bir yanlışlığın sonucudur. Babası 2. Abdülhamit'in hünkar yaverlerinden ve baş marangozlarından Şebinkarahisarlı Tahir Bey, annesi ise Adapazarlı Abaza bir aileden gelen ve sarayda 2.Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Hubser (Nuriye) Hanım'dır. Babasının görevi nedeniyle ilkokul eğitimini muhtelif okullarda tamamladıktan sonra Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ne yerleşen Kemal Tahir, 10.sınıfta iken annesinin ölümü üzerine okulu bırakıp, evinden uzaklaşarak hayata atılmış, avukat katipliği, Zonguldak maden ocaklarında memurluk ve çevirmenlik gibi meslekleri icra etmek zorunda kalmıştır. Gerek annesinin gerekse babasının saraya olan bağlılıklarının bir sonucu olarak Doğu kültürüyle yetişmiş, örf ve adetlerine bağlı bir çocukluk geçirmiştir. Galatasaray Lisesi'ne girmesi "Doğu Batı sentezi" anlamında yazarın ilk çatışması olarak zuhur etmiştir. Çünkü o dönemde, Galatasaray Lisesi, Batı'yı temsil eden bir kurum niteliğindeydi. Burada aldığı eğitim öğretim sonucu Fransızca öğrenmiş ve dünya klasiklerini okuma imkanı bularak edebiyat ile tanışmıştır. 1932 yılında gazeteciliğe başlayan, Vakit, Haber, Son Posta, Yedigün, Karikatür, Karagöz, Tan gibi gazete ve dergilerde farklı pozisyonlarda görev alan Kemal Tahir'in fikir hayatının şekillenmesi ise kaldığı pansiyonda oda arkadaşı olan, Türkiye Komünist Partisi üyesi, dönemin önde gelen solcularından Sarı Mustafa sayesinde olmuştur. Sarı Mustafa aracılığı ile Nazım Hikmet ile tanışmasını ise Kemal Tahir'in düşünsel dönüşüm evresi olarak
Türk Edebiyatı