Ben bu anlamda hânedâncıyım,Osmanlıcıyım; bunu söylemekten de yüksünmüyorum. Aynı zamanda felsefeciliğin de gerektirdiği nesnelliği de muhafaza etmek zorundayım. O açıdan da hânedânlığın dürüst olduğunu görüyorum. Son padişah Vahdeddin Han giderken parmağındaki pahalı,değerli yüzüğü çıkarıp devlet malı diye masaya bırakır. Bu nerede,ne zaman görülmüştür? Hangi hükümdar,hânedân böyle bir soylu davranış örneğini göstermiştir? Var mı bunun eşi menendi? Öylesine meteliksiz kalır ki,masraflar karşılanamadığından, cenazesi İtalya'da ikametgahının arka kapısından kaçırılır. Eski vilâyetimiz Suriye acıyor da kabul ediyor; yoksa gömülecek bir mezar bile bulunamayacaktı.
Her gün yeni bir ders için numuneler toplarım hayattan,sefere çıkanlara el sallarken bir elim cevşene dokunur,geride kalanlara teselli verirken gönlüm usulca İnşiraha dokunur. Bu sözlerim bir kitabın dipnotları sadece. Çünkü ben eşref-i mahlûkatım,zübde-i âlemim,ahsen-i takvimim,savaş yıllarında kara ekmek yiyen dedem için bir sadaka-i cariyeyim.