Onca mavi , onca yeşil , onca ışığa karşın simsiyahtı . Diliyle öldürdüğü varlık sebebini gözyaşıyla diriltmeye çalışıyordu. Dibe doğru yuvarlandığı uçurumdan geliyordu sesi acılar içinde: "İnsan bağışlayarak yener yanlışı. İnsanın acısını insan alır. İyilik böyle kolay yenilemez..."
"Anlamanın duvarını aşmıştık. Acı yoktu , utanç yoktu. Öfkenin bile çözemediği bir katılık içinde kalmıştık . Çekip gittiklerinde en yaşlımızın gözünde iki damla yaş vardı yalnızca. "