Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir. Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş. Onlara çapmamak lazımmış. Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş. Tâ kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
Mezara girdikten sonra, ikinci hayatımıza başlarız. Yeniden birinci gün, birinci hafta, altı hafta, altı ay, birinci yıl, ikinci... onuncu, yirminci... Sonrasında yavaş yavaş tekrar ölmeye başlarız; ikinci kez, anılarda. İşte o zaman, sonsuz ölümümüz başlar. Konuşmalarda, sohbetlerde yokuz artık... Anılardan siliniriz.
Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama!