“Dilerim, Nazım sonu hiç hayırlı olmayacak bu dava için kendini ateşe atmaz" dedi Mehmet Nazım Paşa.
"Atar!" diye cevapladı eski kayınpederini Celile. Oğlunu tanıyordu.
Küçük Nazım'ın, düşman askerleri Çatalca'ya kadar ilerleyince yazdığı "Feryad-ı Vatan" şiirini, Abide-i Hürriyet'te bandonun çaldığı "Neside-i Zafer" marşını söyleyişini, Çanakkale'de şehit olan Galatasaray Sultanisi öğrencileri ile ilgili gazete kupürünü yatağının başucuna asışını ve "Ben de bir gün onlar gibi şehit olacağım! " deyişini hatırladı.
"Sisli bir sabahtı henüz
Etrafı bürümüştü bir duman
Uzaktan geldi bir ses ah aman aman!
Sen bu feryad-ı vatanı dinle işit
Dinle de vicdanına öyle hükmet
Vatanın parçalanmış bağrı
Bekliyor senden ümit."
Sofrada bir süre çıt çıkmamış, ardından paşa, torununa, şiirin isminin ne olacağını sormuştu, küçük Nazım dedesini "Feryad-ı
Vatan" diye yanıtlamıştı.