Okumak bizim için ne çilecilik ne de hayatını çalışma masası başında geçirmek anlamına geliyor.Ayrıca böyle bir şey olası mıdır? Biz eğitim sayesinde özgürlüğümüz için,haklarımız için mücadelenin içine,yaşamın içine daha yeni giriyoruz.Bir kadın üniversite eğitimine başladığında sadece kafasıyla,zekasıyla değil,tüm istemiyle,tüm insanlığıyla kendini veriyor.Sadece bilgi edinmekle kalmıyor,yaşamdaki zihinsel devinimde de küçük bir pay sahibi oluyor.
Kaybedilen en kıymetli eşyanın,servetin,her türlü dünya saadetin acısı zamanla unutuluyor.Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor bunun sebebi herhalde bu böyle olmayabilirdi düşüncesi, yoksa insan mükadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
…Çünkü sevgi denen şey bir ağaca benzer.Kendiliğinden yetişiverir,köklerini bütün benliğimize salar,anlaşılmaz tarafı şudur ki,bu sevgi ne kadar körse o kadar da inatçıdır.Akıl şuur gibi sahip olmadığı zaman da inadına kuvvetlenip sağlamlaşır.