"Dünyanin bana karşı tutumu önemsizdi.
Benimle ilgilenmiyordu ve ben de onunla ilgilenmiyordum. İşte gerçek özgürlük buydu: kayıtsızlık içinde var olmak."
Sevgi karşılığını bulamayınca sevilmek isteğinin küstahlığı ortaya çıkar yine arzularımla bir başıma kalmıştım işte, korunaksız, haksız, yasaları da aşan isteklerimde son derece de açık: Sev beni! Ve neden? Neden olacak, o her zamanki önemsiz nedenden: Çünkü ben seni seviyorum...
Böylesi bir hızla âşık olunuyorsa, bunun nedeni belki âşık olmak arzusunun, âşık olunan kişiden önce gelmesidir
gereksinim, kendi sonucunu doğurmuştur. Aşığın ortaya çıkması önceden duyulan (ama hemen bütünüyle bilinçaltında yatan), birisine âşık olmak gereksiniminin ikinci bir evresidir yalnızca aşk açlığımız o birisinin özelliklerini şekillendirir, arzularımız onun üzerinde billurlaşır. (Ne var ki dürüst yanımız, bu yanılsamaya meydan okumaktan geri kalmaz. Âşığın, gerçekten de hayalimizdeki gibi olup olmadığı, aşksızlık çekmemek için kaçınılmaz olarak yarattığımız bir halüsinasyon mu olduğu yolundaki şüpheler yoklar bizi an an.
Her âşık oluş (Oscar Wilde' a kulak verecek olursak) umudun kendini bilmişliğe karşı zaferidir. Kendimizde gördüklerimizi, onda görmemeyi umarak âşık oluruz yani korkaklıklarımızı, zayıflıklarımızı, tembelliğimizi, sahtekârlıklarımızı, verdiğimiz ödünleri ve aşırı aptallıklarımızı. Sanırız ki seçtiğimiz kişinin çevresine aşk kordonunu sarınca içindeki tüm hatalardan arınacak ve tabii sevilesi olacak. Kendimizde göremediğimiz mükemmelliği buluruz ötekinde ve aşk yoluyla onunla birleşerek, (öyle olmayacağını bile bile) insanoğluna olan şüpheli inancımızı korumaya çalışırız.
Ben bir hiçim. Bir süprüntü parçasi. Bir sürüngen. Bir sıfır. İnsan kamplarının dışında çöplüklerde sinsice dolanıyorum . Tanrım, bir ölsem! Ölmüş olsam! Safeway otoparkında yamyassı ezilmis ve sonra bir yangın hortumunun suyuyla sürüklenip gitmis olsam. Geride hiçbir sey kalmadan. Hiçbir sey. 'Bir zamanlar Marge White adında bir hiç vard diye tebeşirle kaldırıma yazılmış sözler bile."