"1999'da MHP milletvekili olsaydım, ne yapacak olduğumu iyi biliyorum: Önce yerimden kalkar, yüzlerce "kara bıyıklı"yı, 30 yaşındaki genç bir kadının üzerine saldırtan Ecevit'in elinden o mikrofonu alır ve onun dediklerinin 10 mislini ona iade ederdim; ardından da TBMM'yi sıradan bir devlet organı zanneden Ecevit'e, o Meclis'i Cumhuriyet'in kurmadığını, aksine Cumhuriyet'i o Meclis'in kurduğunu tane tane anlatır; Cumhuriyet'in de Ecevit'in devlet zannettiği şeyin de yine o Meclis'in eseri olduğunu, dünya alemin huzurunda, oradakilerin hepsinin yüzüne karşı bağıra bağıra söyler ve gider efendice Merve Kavakçı'nın yanına otururdum."