O günden sonra bu benim tipik hayat görüşüm oldu: Kuvvetle özlemini duyup hayal gücümle aşırı bir şekilde güzelleştirdiğim şeylerle her karşılaşmamda elimden başka bir şey gelmediğinden kaçıp gitmeyi alışkanlık edindim.
Hayat Fiziğine Giriş:
Her doğum, en az iki ölüm eder. Biri yaşamak, diğeri yaşatmak isteğine bağlı, iki ölüm.
Ancak hayata gelenin, hayatta kalması için o ölümler sayesinde nefes aldığından habersiz olarak yaşaması gerekir. Aksi takdirde, söz konusu kişi bir savaştan ibaret olur ve her gün içinden ölü çıkar.
Beynimin sıkıntısı sanırım bu: Çalışma şekli. Bir bidon benzin mi buldun ? Tamamını üstüne boşalt, bir kibrit çak, ama öncesinde yeter mi yetmez mi çözmelisin. Asla yeterli olmaz gerçi.
“Neden mutlu değilsin?’’ “Seni nasıl mutlu edebiliriz?” “Seni üzen nedir?” Keşke ona bunun mutlu ya da üzgün olmakla bir alakasının olmadığını açıklayabilseydim, bu sorular bütün konunun çok uzağındaydı.