"Insan yanında biri olmazsa delirir.
Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun.
Sana bir şey diyeyim mi?
İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır,
yalnızlıktan hastalanır."
"-ardından Oliver bana asla unutamayacağım bir şey söyledi: her yıl 16 Kasım'da -doğum günümde- evli olmasına, iki çocuk babası olmasına rağmen kendi içindeki Poseidonyalıyı düşünmeye, eğer birlikte kalsaydık nasıl bir hayatı olacağını düşünmeye zaman ayırdığını. ''Yüzünü unutmaya başlamaktan korkuyorum, sesini, hatta kokunu,'' dedi."
"`-kafam hayatımda hiç olmadığı kadar güzeldi ama yine de tam da bu duvara yaslanırken, ne kadar sarhoş olursam olayım biliyordum ki bu, Oliver bana sarılırken bu, benim hayatımdı, daha önce başkalarıyla yaşanan her şey o anda o bana olan şeyin kaba bir taslağı ya da silik bir eskizi bile sayılamazdı. Şimdi, on yıl sonra ise bu eski sokak lambasının altındaki duvara baktığında tekrar onunlayım ve sana yemin ederim ki hiçbir şey değişmedi. Otuz, kırk, elli yıl sonra da hâlâ aynı şeyleri hissedeceğim. Hayatımda birçok kadınla, daha da çok erkekle tanıştım ama tam da bu duvara sinen iz, tanıdığım herkesi gölgede bırakıyor. Buraya geldiğimde ister yalnız olayım ister birileriyle, mesela sizlerle, hep onunlayım. Burada bir saat durup bu duvara baksam bir saat onunla olurum. Bu duvarla konuşsam o da benimle konuşur.'' dedi Elio.
"Ne der?" diye sordu Miranda.
"Ne mi der? Çok basit: `Ara beni, bul beni."
"Çünkü ölüm var. Çünkü ölüm, insanlar ne derse desin hayatın bir parçası değil. Ölüm, Tanrı'nın büyük hatası, gün batımları ile gündoğumları ise utançtan yanakları kızarmış halde bizden her gün ama her gün özür dileme yolu."