Seko Slayson

…kaçmak, istenmeyen, karşı çıkılan şeylere bulaşmaktan iyidir yine de.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gitseler. Onlara kızmaya hakkım yok. Onlara kendimi beğendirmek istemeye. Onları beğenmeyen ben niçin anlaşılmak istiyorum? Neden hep "onlar" ve "ben" ayrımı yapıyorum? Bizi ayıran değişik cümlelerle, değişik davranışlardan başka ne? Oysa bizim kapıcının karısı için nasıl farklı, nasıl anlaşılmazım kim bilir? Niçin bunun üstüne düşünmüyor, buna üzülmüyorum? Kapıcının karısını önemsemeyip, Tekinler'i ve benzerlerini önemsediğimin delili değil mi bu? Bitmiyor gece.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Alıntı
Sofra, bitmiş yemekler, bulaşık tabaklarla, nedense hep savaş meydanlarını, bitmiş bir savaşın ardından, doğan günle, biten bir savaş da olsa, biten bir şeyin kaçınılmaz hüznünü taşıyan savaş meydanlarını hatırlatır Ela'ya. Şimdi, biraz önce domatesleri, peyniri, kavunu, rakıyı sofraya koyarken duyduğumuz tat tükendi şimdi. Önümüzde yemek artıkları, bulaşık tabaklarla, yorulmamayı, birlikte, daha güç yıkılacak, daha güç yapılacak şeyleri öğrenmenin zamanı.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı
Sinek öldü. Hiçbir şeyin adı konmadı. Yargıç avucunda sıktığı sinek ölüsünü atı yere. Biri bastı ezilmiş sineğe, birileri, birileri daha bastılar, yerde sinekten bir leke bile artakalmadı. Hiçbir şeyin konmadı adı; sessizliğin. Saatlerce karşı karşıya otururken bir duvar gibi katılaşan sessizliğin; sahte sevişmelerde dökülen sıkıntı terlerinin; bütün anlamlarını yitiren evetlerin; hayırların; her gece yatmadan önce havagazı ocağını kapamanın; kirlenen ve eskiyen eşyalara bekçilik etmenin; hor görmelerin; aşağılamaların; birbirinin zayıf yönlerine sevinmenin; yakalanan ahmaklıklarla edilen gizli alayların; bu alayı gizleme çabalarının; acımadan acır, anlamadan anlar görünmenin; bütün bu ufak, büyük, bu soluksuz bırakacak kadar önemli şeylerin adı konmadı. Konabilir miydi?
Sayfa 102·Kitabı okudu
Alıntı
Kapadı kitabı. Okumak istemiyorum ki. Asıl öğrenmem gerekenin şu kitapta olmadığını biliyorum. Okumak. Doldurmak boşlukları. Ama boşluklar rastgele açılmış asfalt delikleri değil ki. Rastgele zift dökerek kapayasın. Şimdi, kendi yalanlarımı, dar sokaklarımı, korkaklığımı, tembelliğimi, bereketli bir patlamadan çok düzelmeyecek bir kambura doğru gelişen sıkıntımı, yalnızlığımı, beceriksizliğimi tanımadan, tanıyıp da üstüne üstüne gitmeden, bu kitabı okumamın yararı var mı? Bir şeyler öğrenmek, bir şeyleri bilmek, bir şeylere daha bilen gözlerle bakmak, biraz daha yukardan, biraz daha ilerden, güvenmek kendine ve sonra. Ama yine Serpil Hanım'ın karşısında ya da Frère Anoine'ın önünde bir kaplumbağa gibi çekeceksem ayaklarımı kabuğumun içine, yürüyecek ilerleyecek yerde, koruyucu kabuğumun gölgesinde kahramanlık düşleri göreceksem…
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı