İnsan” olma “bilme” ile gerçekleşmektedir. Bunun en yüce belirginliği de kendini bilmedir. “Kendini bilme “ne rastlantısal olarak, ne de daha önceki bir kararlaştırma ile ve ne de gaybi ilham, kalbi duyumsama veya iç ışıması ile olur. Başkasi ile yürüttüğü ilişkilerinden yola çıkarak insan, “ben” e ulaşmaktadır. “Başka” olanı tanımakla ve duyumsamakla “kendisi”ni keşfetmektedir.
Fîzılâl-il Kur'an ne bir bilgi hazinesi, ne de bir rivayetler silsilesidir. O, sadece Kur'an-ı Kerîm'in hayat menbaı ve beşer hayatının öz malı oluşunun ifadesidir. Zaten S. Kutub'a göre, hayatın malı olmayan birşey üzerinde söz etmek fuzulîdir.
Kendimizi olduğumuz gibi kabul edinceye dek bizi tutsak edecek kahramanlar. Süpermenler ve tanrılar yaratmaya devam edeceğiz. Özgür toplumda kahramanlara yer yoktur. Özgür insanın kahramanları olmaz.
Daha çok seçme olanağımız var, bu yüzden daha çok özgürlüğümüz var. Hayır. Böyle değil. Özgürlüğün esası, bir nesneyi, bir kişiyi, bir düşünceyi ya da bir çiçeği bir diğerine tercih etmek değil. Daha çok bir kucaklama, içine alma eylemi