Etrafımda bilerek, bilmeyerek herkes birbirine karşı bu zulmü işliyordu. Bu nasıl oluyordu? Nasıl tahammül ediyorlardı? Belki de yaşarken bunun farkına varılmıyordu. Zalim mazluma, öldüren ölene sıkıca yapışmış, selin ortasında onunla beraber akıp gidiyorlardı.
Her şey, aydınlık, akis,gölge birbirini devam ettiriyor, tamamlıyordu. Sanki oluş halinde bir dünyadaydık. Bu maddesiz bir dünya idi. Çünkü etrafta bulunan ne varsa hepsi aydınlığın oyununa terk edilmişti.Ve ben ilk defa olarak aydınlığın, her şeklinde aydınlığın adeta musikinin nizamına benzer bir nizamla saltanatını kurduğunu görüyordum.
Bir sıçrayışta hapishanenin çatısından ve California göklerinden atlayıp yıldızlar içinde buldum kendimi . İyice tartmış olarak “yıldızlar” diyorum . Yıldızların arasında yürüdüm.