suçu toplum hazırlar, suçlu işler!
göz göre göre işlenen bir namus cinayetini meşru hâle getiren toplumun sosyo-kültürel yapısını yansıtmak adına yazılmış bir kitap. yine anlatılandan çok anlatılmayanın öne çıktığı gabriel garcia marquez eseri. sosyo kültürel yapı, din eleştirisi, hatta zaman zaman sınıf ayrımı, kadın ve erkeğin toplumdaki yeri gibi öğeler baskın.
Ama ben, bu romanda üzerine vurgu yapılmak istenen konunun "namus davası" olduğunu düşünmüyorum. elbette tüm hikaye bunun üzerinden şekilleniyor fakat varsa şayet yazar marquez'in bir mesajı, o kesinlikle bu değil.
namus davası, ilk sayfadan son sayfaya kadar cinayetin işlenme nedeni olarak varlığını koruyor. ama sadece neden olarak var orada. yüzeysel olarak var. yani, cinayetin nedeni hırsızlık da olabilirdi, kan davası da olabilirdi, toprak kavgası da olabilirdi. kitaptaki namus davası, bu saydığım ve istesem sonsuza uzatabileceğim nedenlerden biri olarak olay örgüsünün içinde yer alıyor. ötesinde bir anlam derinliğine sahip değil. kitap boyunca da irdelenmiyor zaten bu konu. santiago nasar ölüyor, kitap bitiyor fakat biz hala bilmiyoruz santiago nasar'la angela vicario arasında bir şey yaşandı mı, yaşanmadı mı?
pedro ve pablo vicario, kitap boyunca pek çok kez dile getiriyorlar santiago nasar'ı öldüreceklerini. karşılaştıkları herkese bundan bahsediyorlar. kasaba küçük ve herkes birbirini tanıyor. santiago nasar'ın öldürüleceğini öğrenen, bundan başkasına da bahsediyor ve neredeyse herkes duyuyor, biliyor bunu. sadece santiago nasar öldürülmeden biraz önce öğreniyor gerçeği. santiago nasar ne zaman öğrenecek başına gelecekleri diye okuduğumuz kitap, santiago nasar'ın başına gelecekleri öğrendiği an bitiyor kısaca.
bence yazarın da asıl cevap aradığı nokta burası. nasıl oluyor da herkesin bildiğini,