Selçuk Şengül

Selçuk Şengül
@selcuksengul
Dünyanın bir ucundaki başka bir ruhun çıkarımlarını okuyabilmek muazzam bir duygu
9/10
·68 syf.··
2020 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2020 01:32
aşk nedir diye sorsalar, önlerine bu kitabı açar koyarım. platonik aşkın doruk noktasıdır ve bir adam, karşılık beklemeden aşık olan bir kadının duygularını bu kadar mı güzel anlatır... birini böyle tutkuyla böyle bağlılıkla sevmek nasıl bir şeydir acaba. ilk cümlesinden itibaren insanı dünyasının içine alıyor. Duygular, mantığın önüne geçtiğinde insanın yaptıkları sorgulanamaz. Kadının yaptıklarında mantık aramayın. Hani büyüklerimiz demiş ya aşkın gözü kördür diye. İşte tam da bunu sonuna kadar hissedebileceğiniz bir kitap. okurken tüyleri diken diken eden bi dili var. Buna rağmen kitabı okurken keşke almanca bilseydim de eseri kendi dilinde okusaydım dedim. hem aşkının sonunda, en azından hayattan göçtükten sonra bilmesini istiyor, hem de yaşadığı ve beklediği bunca şeyden sonra, kızma bana sevdiğim asla sana sitem etme gibi bi derdim yok diye defalarca yineliyor. ve bundan sonra her beyaz gül gördüğümde bu aşkı hatırlayacağım 'çünkü sen, yalnızca kolay, oyun gibi ve ağırlıktan yoksun olanı seversin, bir kadere müdahale etmekten korkarsın. kendini israf etmektir senin istediğin, herkese, dünyaya ve herhangi bir kurban istemezsin'
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·112 syf.··
2020 5. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2020 17:09
suçu toplum hazırlar, suçlu işler! göz göre göre işlenen bir namus cinayetini meşru hâle getiren toplumun sosyo-kültürel yapısını yansıtmak adına yazılmış bir kitap. yine anlatılandan çok anlatılmayanın öne çıktığı gabriel garcia marquez eseri. sosyo kültürel yapı, din eleştirisi, hatta zaman zaman sınıf ayrımı, kadın ve erkeğin toplumdaki yeri gibi öğeler baskın. Ama ben, bu romanda üzerine vurgu yapılmak istenen konunun "namus davası" olduğunu düşünmüyorum. elbette tüm hikaye bunun üzerinden şekilleniyor fakat varsa şayet yazar marquez'in bir mesajı, o kesinlikle bu değil. namus davası, ilk sayfadan son sayfaya kadar cinayetin işlenme nedeni olarak varlığını koruyor. ama sadece neden olarak var orada. yüzeysel olarak var. yani, cinayetin nedeni hırsızlık da olabilirdi, kan davası da olabilirdi, toprak kavgası da olabilirdi. kitaptaki namus davası, bu saydığım ve istesem sonsuza uzatabileceğim nedenlerden biri olarak olay örgüsünün içinde yer alıyor. ötesinde bir anlam derinliğine sahip değil. kitap boyunca da irdelenmiyor zaten bu konu. santiago nasar ölüyor, kitap bitiyor fakat biz hala bilmiyoruz santiago nasar'la angela vicario arasında bir şey yaşandı mı, yaşanmadı mı? pedro ve pablo vicario, kitap boyunca pek çok kez dile getiriyorlar santiago nasar'ı öldüreceklerini. karşılaştıkları herkese bundan bahsediyorlar. kasaba küçük ve herkes birbirini tanıyor. santiago nasar'ın öldürüleceğini öğrenen, bundan başkasına da bahsediyor ve neredeyse herkes duyuyor, biliyor bunu. sadece santiago nasar öldürülmeden biraz önce öğreniyor gerçeği. santiago nasar ne zaman öğrenecek başına gelecekleri diye okuduğumuz kitap, santiago nasar'ın başına gelecekleri öğrendiği an bitiyor kısaca. bence yazarın da asıl cevap aradığı nokta burası. nasıl oluyor da herkesin bildiğini,
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
8/10
·222 syf.··
2020 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2020 03:16
Türk edebiyatında sosyalist gerçekçi akımın en yetkin örneklerinden biri olan Sabahattin Ali'nin ilk romanı. Roman, annesi babası gözlerinin önünde vurularak öldürülen yusuf'un kaymakam selahattin bey tarafından evlatlık olarak alınmasıyla başlıyor. Her ne kadar romanın baş kişisi Yusuf olsa da aslında yazar tarafında romanın tüm olay örgüsü Muazzez'in annesi şahinde hanım üzerine kurulmuştur. Romandaki kurgu bu şekliyle, halit ziya uşaklıgil'in aşk-ı memnu romanında olay örgüsünü bihter'in annesi firdevs hanım üzerine kurmasını akıllara getiriyor. Sosyalist gerçekçi bir romanın başarılı sayılabilme ölçütlerinden en önemli olanı; roman kişilerinin yaratılırken yaratılan kişilerin kimliklerine uygun davranmalarıdır. Roman bu anlamda son derece başarılıdır. Sözgelimi küçük yaşlarda anne babası gözlerinin önünde vurularak öldürülen, daha sonra evlatlık alınan, evlatlık alındığı evin hanımı tarafından sürekli horlanan bir çocuk nasıl olabilirse yusuf da öyledir. Bundan ötürüdür ki sosyalist gerçekçi edebiyata kült roman adresi arayanlara gösterilebilecek en iyi adrestir kuyucaklı yusuf. Romandaki yusuf - muazzez ilişkisinin aşk değil de, daha farklı bişey olduğunu düşünüyorum. Aralarında ilk tanışmalarından süregelen özel bir bağ var gibi. Yusuf dokuz yaşında kimsesiz bir yetim, muazzez üç yaşında umursamaz bir anneye ve uzak bir babaya sahip, çok yalnız bir bebek-çocuk. ilk zamanlardan beri biraz abi-kardeş, biraz dost-arkadaş, biraz da baba-kız yakınlığı ve sıcaklığında olan bir ilişki. Evet karşılıklı duyguları çok güçlü ama bu biraz da iki yalnız insanın birbirlerini fazlasıyla sahiplenmelerinden kaynaklanıyor. Evlenmek istemelerinin sebebi de bu sahiplenme, birbirlerini kaybetmeme isteği, bana göre. Yine bana göre yusuf'un ilerde asıl tutulacağı kadın bu romanda
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma
10/10
·163 syf.··
2020 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2020 23:43
güzel olduğunu bildiğim, az beklentiyle başladığım ve çok ama çok beğendiğim bir roman. hemen hemen her yerde karşıma çıkan, herkesin dilinde olan bir kitap olduğundan uzun süre ilgilenmemiştim. çünkü herkesin dilinde olan yani popüler olan bir kitap bana göre uzak durulması gereken bir kitap çağrışımı yapar hep. biliyorum bu çok yanlış bir düşünce, fakat engel olamadığım sevmediğim huylarım bir tanesidir bu. bir arkadaşımın ısrarlı tavsiyesi üzerine, vakti geldi demesi üzerine satın aldım ve okumaya başladım, elimden bırakamadım resmen. öncelikle kitabın ismine baktığımız zaman popüler kültürün bir oyunu mu algıda seçicilik mi bilmem beynimiz bizi direkt dünyaca ünlü şarkıcı madonna’ya götürüyor olabilir ama tabii ki alakası yok. zaten kitabın ana kahramanı madonna değil gündelik hayatımızda herhangi bir yerde karşılaşabileceğimiz, biraz ezik, biraz silik, biraz da işine odaklanmış ve daha çok yıllanmış memur görünümlü sıradan bir insan; raif efendi. memur dediğime bakmayın raif efendi memur da sayılmaz, daha çok bir katip, bir çevirmen. kitap daha çok ilk ağızdan anlatış şeklinde yazılmış. olaylar raif efendinin çalıştığı yere yeni atanan, bir müddet sonra raif efendideki gizemi keşfedip peşine düşen bir kahramanın ağzından anlatılıyor. daha henüz kitabın başında bu anlatım geçmiş zaman ile anlatılıyor. yukarıda yazdığımız gibi alelade bir çalışan olan raif efendi için anlatıcı da şu betimlemeyi yapıyor; “halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: “acaba bunlar neden
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,3bin okunma
9/10
·160 syf.··
2020 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2020 23:38
Spinoza’nın temel eseri Ethica’dan sevinç sağmaya soyunmuş güzel bir çalışma. Spinoza ve kitaba göre sevinç duymamızdan öte, sevince dönüşmemizi perdeleyen tam da farkında olmadan gölgesinde kaldığımız felsefi ön kabuller var. Bunlar aşkıncılık, insan merkezli özgür iradecilik ve erekselcilik olarak kategorize edilmiş. Bunların ne anlama geldiğiyle kitabı okumaya karar veren arkadaşlar yüzleşmeli. Kitap bu yanılsamalı ön kabulleri Ethica’nın geometrik temelli ispatlarıyla günümüz nörobilim bulgularıyla metin felsefenin çetrefilliğine doğru derinleştiğinde de gündelik yaşamdan çarpıcı örneklerle hafifletip temelsizliklerini, geçersizliklerini gösterirken bize de keyifli bir okuma imkanı sunuyor. Temel argüman; doğa/tanrının belirleyiciliğinde şekillenmiş/sınırlanmış insanın bu sınırlarının bilincine vardıkça özgürleşeceği şeklinde. doğanın belirlenimi gereği "var kalma" nihai amaç. Sonuç olarak örneklemeleriyle, analiz ve çıkarımlarıyla harika bir kitap.
Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Çetin Balanuye · Ayrıntı Yayınları · 20171,113 okunma