Bir kez düşünceleri bir kenara bırakıp, zihninin içeriksiz olduğu, sadece olduğun gibi olduğun, içinde hiçbir düşüncenin kıpırdanmadığı bir noktaya ulaştın mı, artık hiçbir şey çarpıtılmaz.
Ama çok sıradan bir zihne sahibiz; hep amaç açısından düşünüyoruz. Amaç “iş” demek, amaç, “bunu şunun için yapıyorum” demek. Ve bu amaç takıntısı yüzünden hiçbir şeyi kendini tamamen vererek yapamıyorsun. Yapamazsın da çünkü onu yalnızca kendisi uğruna yapıyor olmakla ilgilenmiyorsun. Ortada bir amaç söz konusu.