Okuduğum her satırında tefekkür dünyası ve Kur'an'dan bu denli istifade edişiyle beni hayran bırakan, kalbimi büyüten bir yazar Metin Karabaşoğlu. Ufkumu açan ve hayata Müslümanca nasıl bakılır, her an ve her olayda Müslümanca bir tavır içinde nasıl olunur? 'un cevabını parça parça verdi bana bu kitabında da hayrette bırakarak.. Bu dünya tek taraflı değildir, her şey, Allah'ın razı olacağı bir yolsa değerlidir, bakidir, güzeldir.. O'nun rızasına bakmıyorsa, yaratılış amacına hizmet etmiyorsa çirkindir, geçicidir, elem ve azap vericidir. Bu dünyayı değerli kılan, ahiretin tarlası olmasıdır. Ve bize verilen her nimet bu tarlaya ekmek için birer tohum ve fidan hükmündedir.. Her güzellik O'ndandır, bize emanet olarak verilmiştir ve O'nu hakikatte de güzel yapan şey güzelliğinin Allah'a izafe edilebilmesidir.. Şükrü eda edilmeyen, Allah için infak edilmeyen zenginlik, zenginlik değil darlıktır. İnsanı ibadete, duaya, kanaatkarlığa yönlendiren fakirlik de fakirlik değil ferahlıktır, bolluktur.. Ve asıl kazananlar nimeti kendinden bilmeyip Yaratanı'nın ikramı ve imtihan şekli olduğunun bilincinde olup şükrünü edebilenlerdir.. Yapılan iş zahirde iyi bile olsa varlık amacından sapmışsa Yaratıcısını, varoluş sebebini unuttuğu için aslında en büyük kötülük yapılmıştır. Değerinin yalnızca bu dünyada kalıyor olmasından daha doğal ne vardır?
Kur'ana saygı yalnızca bel üstünde tutmak, öpüp alına koymak, üst raflarda tozlanmaya bırakmakla olmaz. O, bir başucu kitabıdır, O Alemlerin Rabbi'nin, Hakim-i Zülcelali vel-Cemal'in kelamıdır. O'nu elinin en çok gittiği yerde, gün içinde en çok vakit geçirdiğin yerde bulundurup her gün ibret alarak okumalısın! Başkası için, annen için baban için, sokakta gördüğün ve günahkar saydığın için değil; kendin için, uygulamak için, anlamak için