Ben daha mütevazı sevinçlere alışkınım; çoğu zaman akşamları bir kitabım olur,bir arkadaşım,güzel bir mektubum,biraz da müziğim. Aslında bunlardır benim mutluluk diyebileceğim şeyler.
"Bir kitabı okurken uyuya kalmanın huzuru,az ama öz eşyanın gerçekliği, o elli kuruşluk kahvehane çaylarının muhabbeti, martılarla paylaşılan simitin tadı, rüzgarın getirdiği komşu teyzenin gözleme kokusu, bahçede düştüğü için dizi kanayan küçük kızın ağlaması gibi basit ama içten yaşamak lazım."
"Daha çok anlat" dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
Buraya gömülen insanlar mezar taşlarının üstüne gerçek yaşlarını değil,hayatta mutlu oldukları günleri yazarlar. Kimi 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün. 52'yi geçen çıkmadı daha.