KPSS çalıştığım dönemden beri okuma listemde duran bu kitaptan 29 alıntı beğendim. Son zamanlarda ince bir kitap olmasına rağmen en çok alıntı yaptığım kitap olabilir. Romantik Dönem'in en önemli gotik eserlerinden olan bu kitabı okumak için uzunca bir zaman bekledim. Oldukça açık ve akıcı bir dille yazılmış hızlı okunabilen bir kitap. Benim çok yoğun bir dönemime denk geldiği için 16 günde okudum fakat iki günde bitirilebilecek bir kitap. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar.
Şimdi kitabın biraz daha ayrıntılı bir incelemesine geçelim. Frankenstein diyince herkesin zihninde aşağı yukarı aynı figür beliriyordur. Kitaba başlarken benim de zihnimde aynı figür belirdi. Hatta kitabı okuduğumu gören bir arkadaşım hikayesini bildiğim bir şeyi okumayamam diye bir yorumda bulundu. Kendine göre haklı yanları olabilir tabii ki ama ben yine de okumak istedim. Konusundan ziyade ben kitabın akıcı dilini çok beğendim. Yalnızlaşan varlıkları- varlıklar diyorum çünkü hem insan hem de canavarın yalnızlaşmasından sık sık bahsediliyor kitapta- öyle sade ama etkileyici bir dille anlatıyor ki yazarımız, zaten bildiğimiz hikayeyi okuyor olmamıza rağmen hiç sıkmıyor.
Biraz uçuk fikirleri olan Victor Frankenstein çalışmaları sonucunda yepyeni bir türün yaratıcısı olma hayaliyle Canavar'a hayat verir fakat karşısında gördüğü "şey" onu dehşete düşürür. Olayın etkisinden günlerce kurtulamaz hasta düşer. Ruhunun yaraları fiziksel olarak kendisini güçsüz düşürür. Canavar bu süreçte ortalıktan kaybolur. Victor'ın toparlanma sürecinde can dostu Henry Clerval'ın etkisi büyüktür. Yeni yeni toparlanmaya başlayan Victor, evden gelen bir mektupla sarsılır. Küçük kardeşi William öldürülmüştür. Bunun üzerine yas tutmak için evine döner ve bir anlığına yolda yarattığı Canavar'ı ile karşılaşır.