Gerçek nerede biter, yalan nerede başlar? Yoksa tüm gerçekler aslında koskoca bir yalan mıdır? Yanılgılarımız bizi aslında gerçeğe mi götürür yoksa gerçekler mi yanılgıları doğurur? İnanmak nedir, İnanmamaya direnmek mi? İnandığımız gerçeklerin yolu yalanlar da mı biter, yoksa gerçekler yalanlarda soluklanıp yalan taklidi yapıp sonunda kendi benliklerine mi dönüşür?
Evet kitap oldukça klişe başlangıç yapmış gibi görünür ama sorgulayıcı bir gizemin her şeyi ortada bıraktığı bir noktada bulursunuz kendinizi. Aslında belki de her şey açıktır, oyunun kuralları çoktan “sonu” vermiştir ama sondan önceki adımların büyüsüyle sonu algılayışımız çoktan çökmüştür belki de.