S.Süheyl

S.Süheyl
@selmansuheyl
youtu.be/Tn9FCTwx2kQ?si=... İçimden geldiği gibi
Radyoloji-Radyoterapi Teknikeri
İzmir, 27 Ocak 1993
583 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Cezayir'de askeri doktorlarla psikiyatristler gözaltı merkezlerinde bu yöntemle deney yapmak için geniş bir alan buldular. Nevroz vakalarında penthanol bastırmayı rahatlatıyorsa, o halde Cezayirli yurtseverlerde de siyasal engellerin yıkılmasına ve elektriğe gerek kalmadan tutukluyu konuşturmaya hizmet edebilirdi - çünkü tıp geleneği acı çektirmekten kaçınılması gerektiğini belirtir. Bu, "psikolojik savaş"ın tıptaki eşdeğeridir. Senaryo şöyledir: Önce psikiyatrist, "Ben doktorum, polis değilim. Sana yardım etmek için buradayım" der. Bu şekilde birkaç gün sonra tutuklunun güveni kazanılır.* Sonra "Kafanı toplaman için sana iğne yapacağım." Birkaç gün boyunca her tür vitamin, kalp çalıştırıcılar ve diğer yalancı ilaçlar verilir. Dördüncü ya da beşinci gün damardan penthanol verilir. Sorgu başlar.
Sayfa 243 - İletişim Yayınları 1.Baskı, 2021 - Çeviri: Şen Süer·Kitabı okudu
Psikoloji /Psikiyatri
S.Süheyl
*Aynı şekilde, "Fransız varlığı"na ilham veren psikiyatristlerden de söz edebiliriz. Burada psikiyatristler tutukluyu muayene ederken hemen savunma avukatıyla büyük dostlugundan söz eder ve tutukluyu birlikte (avukat ve psikiyatrist) oradan çıkaracağını iddia ederlerdi. Bu yöntemle muayene edilen bütün tutuklular giyotine gönderildi, Bu psikiyatristler "direniș"in üstesinden gelecek bu temiz yöntemi bizim önümüzde göklere çıkardılar.
Reklam
Bu en sefil duygudur. Birinin eksikliğini hissetmek. Etrafına bakar, anlayamazsın. Elini uzatır, bir bardağa, bir kitaba dokunursun. Her şey yerli yerindedir, eşyalar, kişiler, alışık olduğun zaman planı: Dünyayla ilişkin değişmemiştir. Fakat işte bir şey eksiktir.
Sayfa 169 - Yapı Kredi Yayınları Modern Klasikler, 5. Baskı Şubat 2022 - Çeviri: Esen Tezel·Kitabı okudu
Edebiyat
S.Süheyl
youtu.be/0L7i5Ta53Cg?si=...
6/10
·160 syf.··
2025 59. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 13:35
Hayalet Yazar’ı hem ince oluşu hem arkadaki konunun ilgimi çekmesi nedeniyle seçtim. Ancak ilk sayfalarda karşıma çıkan on satırlık, sekiz satırlık takip bile edemediğim cümleler yüzünden bırakmanın eşiğinden döndüm. Sonra sanki onlar büyük dalgalardı da denize alışınca dalgalar o kadar da korkutucu gelmez ya hani, kitap normal cümlelerle akıp gitti. Roth’un birçok kitabında anlatıcı olarak seçtiği hikaye yazarı Nathan Zuckerman, yirmi üç yıl öncesini anlatıyor. Hayranı olduğu yazar Emanuel Isidore Lonoff’un insanlardan uzak evine ziyarete gidiyor. Gitme amacını şöyle özetliyor: “Görüyorsunuz ya, sırf kendimi E.I.Lonoff’un manevi oğul adaylığına adamak, ahlaki desteğini rica etmek ve eğer becerebilirsem onun yandaşlığı ve sevgisinin beraberinde getireceği o sihirli korumaya nail olmak için buraya gelmiştim.” Lonoff’un övgüsüyle sarsılan Nathan, evdeki gizemli genç kız Amy ile ilgili fanteziler kurarken -ki anlattıklarından libidosunun hayli yüksek olduğunu anlıyorsunuz- bu genç kızın, Lonoff’un karısı Hope ile arasındaki tartışmaların nedeni olduğunu keşfediyor. Lonoff’un manevi oğlu olmayı düşlerken, yazdığı bir hikaye nedeniyle kendi babasıyla ve Yahudi cemaatiyle yaşadıklarını hatırlıyor. Zaten kitapta Yahudilik yan karakter gibi devamlı ön plandaydı. Kitap sonlara doğru rotasını değiştirdi. Yanlarında kalan Amy’nin aslında Anne Frank olduğunu anlattığı bölümler geldi. Burada anlatıcı kimdi emin değilim. Bu bölüm Amy ve yazar Lonoff arasındaki bir fantezi miydi yoksa kurgusal bir ironi mi, onu da tam çıkaramadım. Toplamda bir günde (ve gecesi) geçen romanda yazarlık, hayranlık, baba oğul çatışmaları, Yahudilik, cinsellik, kıskançlık, işe yaramama hissi gibi konular baş döndürücü bir hızla yer alıyor. İyi ki okumuşum diyemem ama sanırım Philip Roth ile tanışmak
Hayalet YazarPhilip Roth · Yapı Kredi Yayınları · 201489 okunma
S.Süheyl
Filmini izlemedim ancak kitabını okudum. İnsan Lekesi muhteşem bir kitaptır. Şiddetle tavsiye ederim. Bu eserdeki yoğunluğun daha fazlası mevcut onda. Dikkatli okunmalı

S.Süheyl

, bir kitabı yarım bıraktı
%15 (57/368 syf.)
Aliya İzzetbegoviç
9.1/10 · 4.540 okunma
S.Süheyl
Başka bir çeviriden, başka bir zaman.
Romantik vatanseverlik
Romantik vatanseverlik nedir? Romantik vatanseverlik, bir ruhi karakterdir. Yani bir moral değerdir. Bir terbiye, telkin ve ruhi olgunluk işidir. Bu ruh hali bir insanı, hatta bir nesli güle güle ölüme götürebilir. Götürmüştür de... Birinci Dünya Harbi'nde genç ve okur yazar neslin ruh hali buydu. Bu nesil, bir altın nesildi. Doğru veya yanlış, kendine verilen vazife, kendisine gösterilen ülkü yolunda okuryazar kadrosunun yarısını şehit verdi. Ve neslimizin bu şehitlerinden, hayata gözlerini yumarlarken, tek şikayet sesi duyulmadı. Bu müşterek ruh halini şimdi anlamak, hatta biraz imkansızdır da... Bu neslin <<amentü>>sünden örneğin şu mısraları okuyalım: Vatan senin, şan onun, Ten seninse, can onun, Sen öl ki, o yaşasın, Dökülecek kan onun...*
Sayfa 64 - Remzi Kitabevi 4. Baskı, 1989 *Ziya Gökalp·Kitabı okudu
Tarih
S.Süheyl
Ama bu madalyonun da bir ters tarafı vardır. O da şu ki, yaşamasından çok ölmesi için bu kadar kesin ruh ve telkin ölçüleri altında yetiştirilen bu nesle, memleketin; iş, inşa davaları, mülkün kalkındırılması, yeniden kurulması, ülkenin iktisadi problemleri, hulasa insanı aktif ve yapıcı kılan bilgi ve meselelerin hiçbiri verilmemişti. Hicbiri öğretilmemişti. Bu nesilde, <vatan için ölmek>, fedakarlığı vardı ama, <vatan için yaşamak ve onu kalkındırmak> ihtirası dumanlıydı. Belki de yoktu. Çünkü bizim kuşağımız vatanı görüyor, seviyordu, ama vatanı tanımıyordu. Vatanın inşa ve tanzim problemleri, onun için meçhuldü. (Sayfa 65)