Selin

Selin
@selondelonn
8/10
·62 syf.··
2021 17. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2021 01:39
(Okumayanlar için fazlaca detay içeriyor.) Stefan Zweig’ın okuduğum 3. ve beni en etkileyen eseri oldu diyebilirim. İsmini dahi bilmediğimiz, ünlü bir yazar olan R.’ye “bilinmeyen” bir kadından gelen mektupla birlikte bir yaşam öyküsüne, bir kadının ruhsal yolculuğuna şahit oluyoruz. Henüz 13 yaşında, belki duygularına isim dahi koyamayacağı bir yaşta olan küçük kız, yazara daha onu görmeden tutuluyor ve aslında son nefesine kadar sürecek acıları-yer yer ona keyif de veren bu acılar- başlamış oluyor. Önce saf ve çocuksu olan bu duygular, üvey babasının gelişiyle o evden taşınmaları ve yıllar sonra geri dönüşüyle artık kadınsı tutkular ve duygulara dönüşüyor. Bu sefer yazarın karşısına bir çocuk olarak değil de artık genç bir kadın olarak çıkıyor. Hikaye boyunca en büyük dileği sevdiği adam tarafından hatırlanmak olsa da, hayata gözlerini yumduğunda ve mektup sahibine ulaştığında dahi, adam için belli belirsiz bir buğu olmaktan ileri gidemiyor. Mektubun yalnızca hayata gözlerini yumduğunda sahibine ulaşacağını söylüyor ve daha ilk satırlarda söylediği “çocuğum öldü” cümlesi sonrasında “çocuğumuz öldü”ye dönüşüyor. Kadın için en özel, adamınsa tek gecelik anısından ibaret bir gecede hamile kalması üzerine çocuğu tek başına büyütme ve bunu adamdan gizleme kararı alıyor. Gerekçe olarak da; yazarın, çocuğun kendisine ait olduğuna inanmama, ondan para istediğini düşünme ihtimali ve bu sorumluluğun altına girmek istememe öngörüsüyle, kendince onu bu “yük”ten kurtararak büyük bir fedakarlığı üstleniyor ve yine ona layık, istediği şeylerden yoksun olmayan bir çocuk yetiştirme gayesiyle bedenini satıyor. Bu sayede çocuğunu gayet iyi şartlarda yetiştirerek bir nevi sevdiği adamı onun çocuğunda yaşatıyor. Stefan Zweig denince psikolojik analizler, betimlemeler ve ruhun
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma
Reklam
Fatih Harbiye İnceleme
7/10
·128 syf.··
2021 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 02:21
•Peyami Safa’dan okuduğum ikinci eser, ismine aşina olduğum fakat içeriği hakkında pek bilgim olmadan okumaya başladığım bir kitaptı. •İsmini alan Fatih ve Harbiye semtlerindeki alaturka-alafranga tezatlığı Neriman üzerinden anlatılırken, dönemin sosyolojik ve kültürel yapısını da uzaktan seyretmiş oluyoruz. •Türk toplumunun batılılaşma sürecinde Şarklı bir babanın kızı olan Neriman, bir takım özentilikler sonucu yaşadığı ev ve toplumdan uzaklaşmaya, diğer bir deyişle “yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmemeye” başlıyor. Şarklıları miskin, uykucu kedilere benzetirken Garplılar onun için uyanık, çalışkan köpeklerdir. Bu sebeple uykuda olan Fatih halkıyla, mahşer yeri gibi diye nitelendirdiği Beyoğlu halkına böyle bir benzetme yapmaktadır. •Bu ortam ve kafa yapısıyla uzun yıllardır birlikte olduğu “alaturka” Şinasi ve tanıştığı andan itibaren benliğinden uzaklaşmasına sebep olan “alafranga” Macit arasındaki karmaşası, gitgelleri ve pişmanlıklarına şahit oluyoruz. •Dönemi yansıtması ve akıcılığı ile çok başarılı bir roman olsa da sonu itibariyle beni tatmin edemediğini söylemek durumundayım. Yine de okunması gereken Türk Edebiyatı eserlerinden biri diye düşünüyorum.
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
8/10
·188 syf.··
2021 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 23:41
Dostoyevski’nin ileride başyapıtı olacağını düşündüğü bu eser benim şimdiye kadar okuduğum üçüncü Dostoyevski eseri. Henüz klasik okuma konusunda yeterli doygunluğa erişmediğimi düşündüğümden bu kadar büyük bir yazar hakkında inceleme yaparken bir miktar çekingenliğim yok değil. Kısa bir özet geçecek olursam; katıldığı bir balodan kapı dışarı edilmesiyle yaşadığı ezilmişlik ve aşağılanma hissinden sonra bir gün aniden kendine tıpatıp benzeyen, üstelik ismi bile tamamıyla aynı olan “öteki” Golyadkin baş kahramanımızın hayatına damdan düşer gibi dahil oluyor. Kendisiyle aynı ofiste çalışmaya başlayan ikinci Golyadkin karakterimizin aksine çok daha başarılı, yetenekli ve insanlar tarafından sevilen bir kişi. Yani Golyadkin’in tam aksine. Durum böyle olunca hırs ve kin sayfalar ilerledikçe çok başka bir boyuta dönüşüyor. Başta yakın olmayı deneyip evine dahi davet etmiş olsa da ertesi gün her şey daha kötü bir hal alıyor ve gittiği her yerde, baktığı her noktada onu gören ve hayatını elinden almaya çalıştığı düşüncesiyle büyük buhrana kapılan Golyadkin için hayat adeta zindan oluyor. Yazıldığı dönemde şizofreni ile ilgili yeterli bilgi olmamasına karşın Dostoyevski bu eserinde kişilik bölünmesi ve şizofreniye dair derin çözümlemeler yapmış. Okurken öyle noktalar vardı ki kitabın içine girip Golyadkin’in yerinde olmak, onun yerine kararlar vermek istedim. Karakterin ezikliği ve kararsızlığı yer yer beni çıldırttığından bu anlamda zorlandım. Şuan benim için 8 puan verebileceğim bir kitap. Çok beğendim doğrusu fakat Dosto’nun diğer eserlerini okudukça bu puanlamam da zamanla değişebilir diye düşünüyorum.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
10/10
·172 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 03:00
Roman 15 yaşındaki baş karakter, aynı zamanda anti-kahraman, olan Alex’in anlatımıyla başlayıp sonlanıyor. Şiddet, cinsel zorbalık ve argonun oldukça fazla oluşu sebebiyle özellikle ilk kısımlarda okumayı bir hayli güçleştiriyor. Sisteme ve çevresine karşı büyük bir nefret besleyen Alex’in tüm saldırganlıklarının sonucunda, devletin bu gibi insanlara karşı ürettiği çözümle birlikte seçim hakkı ve özgürlük anlayışını sorgulamamıza sebep oluyor. Bunların sonucunda sorulması gereken sorulardan biri ise; bedenen tutsak olan bir insan özgürce düşünebildiğinde mi, yoksa düşüncelerimize hükmedilip bedenen özgür olduğumuzda mı asıl özgürlüğümüze kavuşmuş oluruz?
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma