Güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim
Emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden
Zaman, kâküllerinden doğar topuklarından batardı
Al yeşil soluğum, yarasına döndüğüm, sözümün sahibi
Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.
Bitirdiğinizde iyi hissettiren kitaplardan. Okurken sizi içine sürüklüyor ve bir anda kendinizi Nora Seed’in hayatının içinde buluyorsunuz. Onun hisleri çok tanıdık geliyor insana. Sanki hepimiz bir dönem derinlerimizde bir yerde bu duyguları hissetmişiz gibi.
Bütün pişmanlıklarını, keşkelerini hayatının farklı versiyonlarını yaşayarak gidermek güzel olmalı.Ütopik bir dünya. Hepimiz farklı hayatlarımız olmasını isteriz. En ufak bir değişikliğin şu anki mutsuz hayatımızı düzelteceğine inanırız. İnandığımızın aksine sorun, yaşadığımız kötü olaylar ya da kişiler değil. Sorun, bizim tüm bu olanlara nasıl baktığımız. Çözüm de apaçık ortada: O karamsar bakış açısından kurtulup hayata farklı bir pencereden bakmayı öğrenmek. Söylemesi çok kolay olsa da yapması bir o kadar zor. Umarım bir gün hepimiz bunu başarabiliriz.
“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansı sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?