Nuri Efendi bana fazla iş vermez, verdiği işin
de behemehal yapılmasını istemezdi. Aceleye
lüzum yoktu. O, zamanın sahibi idi. Ona istediği
gibi tasarruf eder, yanındakilere de az çok bu
hakkı tanırdı.
Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde
nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün
üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa
onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde
benimseyen, yahut masasının üstünde, gün
dediğimiz zaman bütününü onunla beraber
bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez
sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve
düşünmeğe alışır.