Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kinyas ve Kayra bitti. dün farkettiğim üzere hayatımın bugünleri geçirmekten zevk aldığım ikinci kişiye verdiğim söz üzerine, son haftamı bir iç sıkıntısı, mide bulantısı ve umutla geçirmeme sebep olan 567 sayfalık bu "şey" hakkında bir şeyler karalamam gerekiyor.
tabii hayatımda ilk defa bir kitap hakkında birşeyler yazdığım gerçeğinin unutulmaması gerekiyor bu okunurken çünkü ben yaptığı, okuduğu, dinlediği herşeye 2-3 dakikadan fazla kafa yoramayacak kadar üşengeç bir bünyeyim. o yüzden kitabı bitirdiğim 3:12 ile tahminen 3:30 arasında yazdım yazdım, yazamazsam verdiğim sözü tutamadım demek olur.
tabii ki iki manyağın en zalim işkencelerden geçirilip öldürülmesi gerektiğini düşünüerek geçen 3 günün sonunda, kayra gambiya'ya geçince birden içimdeki mal polyanna uyandı ve ben de her sıradan kadın gibi anita'ya aşık olmasını ve kitabın ana ekseni olan ne idüğü belirsiz "zihinsel ölüm"den vazgeçmesini umdum. aslında bu umuttan ziyade olması gerekendi galiba, kendi hayatımda hiçbir önemli kararımın inatla arkasında duramadığımdan olsa gerek; kayra'nın da deli saçması ve bize sürekli olarak "yaşa!" emri veren doğanın çağrısına ters ölüm oyunundan vazgeçecmesi gerekiyordu. gerçek hayatta kayra anitayla ilk gece sevişir, kurguda ise o ilk gece anita hamile kalırdı. tabii ki hakan gündayın bize hayattaki uçları anlatma sevdasından nasibini alan kitapta bu olmayacaktı ve o gerizekalı, ukela ama hiçbir boktan haberi olmayan kayra gitti ve kendi bokunun içinde ölmeye karar verdi.
kinyas ise kitabın başından beri bize verilmeye çalışılan "kendisinin büyük bir psikopat olduğu" mesajını alamamış olacak ki tuttu iyileşmeye karar verdi.aslında sırf hivli orospuyla yattığı için bile onun ölmesi, son denemesinde kızı değil kendini kırbaçlamış kayranın ise yaşaması gerekiyordu minik
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
İnsanların yapabileceği şaşırtıcı şeylere rağmen, hedeflerimizden emin değiliz ve her zamanki gibi hoşnutsuz görünüyoruz. Kanolardan kadırgalara, buharlı gemilerden uzay mekiklerine kadar ilerledik - ama kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Her zamankinden daha güçlüyüz, ancak tüm bu güçle ne yapacağımız konusunda çok az fikrimiz var. Daha da kötüsü, insanlar her zamankinden daha sorumsuz görünüyor. Bize arkadaşlık etmek için sadece fizik yasalarına sahip, kendi kendine yaratılmış tanrılar, kimseye karşı sorumlu değiliz
Türk romanında psikolojik tahlil, bireyde derinleşme ve ilişki sorunsalı bu kadar ustaca nadiren işlenmiştir. "yalnızız" aynı evde yaşayan, kan veya gönülle bağlı kişilerin birbirinden ne kadar uzak olduğunu ve "yalnızlık ömür boyu"nu çok iyi aktarıyor. ben ve öteki ben, huzursuzluk, ait olma, psikolojik buhranlar bilime dayandırılarak gerçekçi ve mizahi bir dille aktarılıyor. roman boyunca okuyucu ne olduğunu tahmin edemediği bir felakete hazırlanıyor ve sonunda sarsıcı bir sonla karşılaşıyor. tam anlamıyla bir başyapıt.
kitap içinde kitap, bir üst boyut olan simeranya yine bizde yine pek rastlanmayan çok boyutluluğa işaret ediyor. yazarın büyük ihtimal kendini ifade ettiği samim karakteri yazılarında yarattığı simeranya adlı ülkede ütopik bir toplumun izinden gidiyor.
"yalnızız" genç kızların ne istediğini bilmemesi ve evliliğe olan şüpheli yaklaşımı, küçük oyunlar ve yalanlar, aldatmacalar, evin küçük beyinin matematik stresi, besim'in yemek aşkı, renginaz'ın halüsinasyonları derken, kitap, dönemin kitaplarının çoğunda olduğu gibi, batılılaşma, ahlaki kuralların çelişkisi, her karakterde kendini farklı şekilde gösteren özgürleşme sancısıyla çok renkli bir okuma deneyimi sunuyor. herkese tavsiye ederim.
tek eleştiri: bazı kelimelerin açıklamaları yersiz olmuş. günlük dilimizde dahi mevcut bazı kelimeleri dipnotla açıklama ihtiyacı ne yazık ki okumanın akıcılığını zedeliyor.