stres ve kaygı midemle bağırsaklarıma vurduğu için psikosomatik tepkilerimi bastırsın diye 2 yıldır en düşük dozunda antidepresan kullanıyorum ama hiçbir işe yaramıyor. en sonunda psikiyatristimi değiştirdim ve üniversitemin hastanesinde doktora çıktım. beni araştırmasına denek olarak kullandı ve bana 20 sayfaya yakın ölçek uyguladı. sonunda öğrendik ki cipralex'e ihtiyacım yokmuş. sadece taşradan istanbula gelmiş her kız gibi bağımsızlaşma mücadelesi veren ve ailede, arkadaşlıklarda, aşkta geliştirdiği bağlanmalarda sıkıntı yaşayan bir tipmişim. aşırı ve kaygılı bağlanıyormuşum yani. şema terapi ya da psikanalitik psikoterapi al dedi yolladı. ilacımı da bıraktırmadı çünkü midemin ağrımadığı gün yok...
Duygu ve Düşünce
Sabaha kadar kardeşime baktım. Uyudum uyandım yine bakımını üstlendim. Yemek yaptım. Mutfağı toparladım. Yine de bir işe yaramadığımı düşünüyorum. Beynimin işleyişi çok ilginç. Kim bilir hangi örtüntüde hata veriyor. Birkaç yıllık bir şema terapiye ihtiyacım var.
#ihhgünlükler
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bugüüün 3/2 Şema Terapi dozu aldıım. Gelişiyoruz efendim, zihin haritamıza yeni yerler ekleyerek genişliyoruz 💫
karşımdaki terapistin bana ruh sağlığı çalışanı adayı olduğumu bilerek yaklaşması öyle bir nimet ki geçen sene kyk psikoloğuyla seansımda psikosomatik tepkiler üzerine tartışmıştık bugün de psikiyatristim "sen de biliyorsundur psikiyatriye ihtiyacın yok şema terapisi ya da psikanalitik psikoterapi alsan daha iyi olur" diyor offf yakında kendimi ameliyat da ederim ben
Duygu ve Düşünce
Travma Sonrası Kaygı ile Baş Etme Yolları(4)
Zihnin Değil, Sinir Sisteminin İyileşmeye İhtiyacı Olduğu Nokta Travma sonrası kaygı, çoğu zaman “olup bitmiş” bir olayın, bedende ve sinir sisteminde devam etmesidir. Travmatik deneyim sona ermiş olsa bile, bireyin sinir sistemi hâlâ tehdit varmış gibi çalışır. Bu nedenle travma sonrası kaygıyla baş etme süreci, yalnızca düşünceleri değiştirmekten ibaret değildir; beden, zihin ve duygular arasında yeniden bir güven ilişkisi kurmayı gerektirir. 1. Kaygıyı Patolojik Değil, Anlamlı Bir Tepki Olarak Görmek Travma sonrası kaygı, zayıflık ya da yetersizlik belirtisi değildir. Bu durum, sinir sisteminin hayatta kalmak için geliştirdiği bir tepkidir. Bessel van der Kolk, travma sonrası semptomların “bozukluk” değil, bedende donmuş hayatta kalma tepkileri olduğunu vurgular. Bu perspektif, bireyin kendine yönelttiği suçlayıcı dili yumuşatır ve iyileşme için gerekli psikolojik alanı açar. 2. Sinir Sistemini Düzenlemeye Odaklanmak Travma sonrası kaygıda sorun, çoğu zaman düşüncelerden önce bedendedir. Otonom sinir sistemi sürekli alarm halindeyken, zihnin sakinleşmesi mümkün değildir. Bu nedenle nefes çalışmaları, bedensel farkındalık egzersizleri ve yavaşlatıcı ritüeller büyük önem taşır. Uzun ve kontrollü nefes verme, vagus sinirini uyararak bedenin “tehlike geçti” sinyalini almasına yardımcı olur. Bu çalışmalar, kaygıyı tamamen yok etmeyi değil; yoğunluğunu tolere edilebilir seviyeye indirmeyi hedefler. 3. Tetikleyicileri Tanımak ve Ayırt Etmeyi Öğrenmek Travma sonrası kaygı, çoğu zaman şimdiki zamanla geçmiş arasındaki sınırın bulanıklaşmasıyla tetiklenir. Koku, ses, yüz ifadesi ya da belirli bir durum, geçmişteki travmatik deneyimi bilinçdışı olarak harekete geçirebilir. Bu noktada amaç, tetikleyicilerden kaçınmak değil; onların neye ait olduğunu fark edebilmektir.
1000Kitap
Günaydın
"Her şeyin herkese anlatılmayacağını öğrenene kadar; çok tanışacak, çok konuşacak, çok yanılacaksın" Sonrası bir upuzun seyrediş. Uzaktan.”
1000Kitap