Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletiz!
"Şunu söylüyorum... iki kafa, birden iyidir... ama iki kafa iki kat daha iyi değil, çok çok kereler daha fazla iyidir. Birlik içinde çalışan zihinler bir düşüncenin etkisini... katlayarak büyütürler. Dua gruplarının, şifa çemberlerinin, birlik içinde şarkı söylemenin ve topluluk halinde ibadet etmenin özündeki güç budur.”
Sayfa 522·Kitabı okudu
Reklam
Bir başka yaygın sembol altı köşeli Davud Yıldızı'dır. Kabalistlik bir koruma sembolü olarak ortaya çıkmış, özellikle Siyonist hareket ve İsrail ulusuyla ilişkilendirilmiştir.
Sayfa 224·Kitabı okuyor
“Kitap”, “Terazi”, “Demir”!..* * Ben Kur'an'daki bu üç ismi sembol olarak görüyorum. Kitab: Kültür, maneviyat ve ilmin sembolü, Tartı (terazi): Eşitlik, hak ve adalet sembolü, Demir: Maddi güç sembolü; medeniyet, sanayi, askeri güç, ferdi ve toplumsal güçlülük, üç kelimede; kültür, adalet, güç (otorite). Bu üç isim peş peşe iki ayette yer verildiği için beşer fert ve toplum olarak sadece bu üç öğeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bunlardan her biri bir toplumda zayıf ve güçsüzleşirse insan o toplumda eksik ve çileli bir hayat yaşar.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Hanzala'nın yüzü "Hanzala, benim imzam. Nereye gitsem, insanlar bana hep onu soruyor. Ben bu çocuğu Kuveyt'te dünyaya getirdim ve insanlara armağan ettim. Hanzala, insanlara hep kendi olarak kalma sözü vermiş bir çocuk. Ben onu pek de güzel olmayan bir çocuk şeklinde çizdim. Saçları, dikenlerini silah olarak kullanan bir kirpiyi andırıyor. Hanzala iyi beslenmiş, mutlu, rahat veya şımartılmış bir çocuk değil. O, mülteci kampındaki bütün çocuklar gibi yalın ayak. Hanzala, aynı zamanda, beni yanlışlar yapmaktan koruyan bir sembol. Kaba bir çocuk olmasına rağmen, kokusu amber gibi. Elleri ise, bize dışarıdan sürekli dayatılan çözüm önerilerini reddettiğinin bir göster-gesi olarak, arkasında bağlı. Hanzala, 10 yaşında olarak doğdu ve her zaman da 10 yaşında kalacak. Tam da, benim vatanımı terk etmek durumunda kaldığım yaşta. Ne zaman vatanımıza dönebilirsek, Hanzala da o zaman normale dönecek ve büyümeye başlayacak. Tabi-atın kanunları şu anda ona işlemiyor, çünkü o sıra dışı. Ama zaten, ufacık bir çocuğun vatansız kalması da tabiatın kanunlarına aykırı değil mi? Hanzala, çağın hiç ölmeyecek bir tanığı. Dünyaya aniden geldi ve onu hiç terk etmeyecek. Bu karakter, hayatta kalmak için doğdu. Ben de, öldükten sonra bile onun içinde yaşamaya devam edeceğim." Filistinli karikatürist Nâcî el Ali, kendisinin meydana getirdiği "Hanzala" karakterini böyle anlatmıştı. Hepimizin zihnine kazınan, hep arkası dönük ve yalın ayak gördüğümüz, Filistin'le özdeşleşen sevgili kardeşimiz Hanzala'yı...
Sayfa 106
Medeniyet, bilhassa anneliği aşağılamıştır. Hiç tereddüt etmeden satıcı, manken, eğitici (diğer çocuklara), sekreter, temizlikçi gibi meslekleri annelik vazifesine tercih etmiştir. Medeniyet, anneliği kölelik ilan etmiş ve kadına bundan kurtuluş vadetmiştir. Medeniyet kaç kadını aileden ve çocuktan ayırarak (ona göre " özgürleştirerek") bir memur ya da işçi yaptığı ile ilgili bilgileri büyük bir gururla ilan etmektedir. Bunun tam tersine bütün kültür, ezelden beri anneyi yüceltmiştir. Anneyi bir sembol, bir sır, kutsal bir varlık olarak addetmiştir. En güzel mısralarını, en dokunaklı tonlarını, en hoş tablo ve heykellerini ona adamıştır.
Sayfa 303·Kitabı okudu
Reklam
Reklam