Kitap bitti ben bittim.. İçten içe üzücü bir son bekliyordum.. Çünkü kötülerin dünyasında iyilerin her zaman sağ çıkamayacağını, vicdani yükümlülüklerinin altında ezilip baş kaldıramayabileceklerini biliyordum.. Çok üzgünüm çok.. Arka fonda Ayşenur Kolivar - E Asiye 🎶 ile kitap hakkında düşünmeye devam ediyor olacağım… Beyaz Gemi
sonu ters köşe / zihni yamultan / bittiğinde sessiz bırakanlar – 3. dalga coherence (2013) bir akşam yemeği, geçen bir kuyruklu yıldız. küçük garipliklerle başlar. finalde “ben neredeyim?” değil, “ben hangisiyim?” dersin. primer (2004) düşük bütçe, yüksek zeka. zaman yolculuğu diye açılır ama film ilerledikçe kimin neyi, ne zaman bildiği çözülmez hale gelir. final değil, beyin kilidi. triangle (2009) denizde mahsur kalınan bir gemi. klasik gerilim sandığın şey, döngüsel bir kabusa dönüşür. final “oh” değil, “lan…” dedirtir. the game (1997) zengin bir adam, ona “oyun” hediye edilir. film boyunca kontrol kimde sanırsın? finalde öğrendiğinde, önce rahatlar sonra rahatsız olursun. arrival (2016) uzaylılarla iletişim. film boyunca zaman kavramı sessizce bükülür. finalde twist bağırmaz; oturur, ağır ağır içini deler. predestination (2014) zaman ajanı hikâyesi. izlerken “tamam çözdüm” dersin… hayır, çözmemişsindir. finalde çözüm değil kader vardır. the sixth sense (1999) artık klişe gibi konuşulsa da ilk izleyişte sinema tarihine kazınmış bir ters köşe bırakır. film bittikten sonra geri sarma ihtiyacı yaratır. a tale of two sisters (2003 – kore) korku gibi başlar. atmosfer ağırdır. final geldiğinde korku yerini yas + suçluluk karışımına bırakır. martyrs (2008 – fransa) sakın yanlış beklentiyle girme. film acımasızdır. final twist değil; anlamın kendisini sorgulatır. rahatsız eder, iz bırakır. the vanishing (1988 – hollanda)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Satır arası aşk
Satır Arası Aşk - Kitap İncelemesi Yazar: Tuğba Durnagölü Yayınevi: Dehliz Kitaplar Yayın Yılı: 2023 Sayfa Sayısı: 285 Tuğba Durnagölü'nün "Satır Arası" serisinin bir parçası olan Satır Arası Aşk, modern romantik edebiyatın duygusal derinliklerini keşfeden bir roman. Kitap, Wattpad kökenli bir hikaye olarak başlayıp basılı hale gelmiş ve okuyucuları tutkulu bir aşkın girdabına sürüklüyor. Ben de bu incelemede, kitabı objektif bir şekilde ele alarak güçlü ve zayıf yönlerini paylaşacağım. İncelemem, mevcut okuyucu yorumları ve kitap özetine dayanarak hazırlanmıştır – spoiler içermemeye özen gösterdim. Konu ve Hikaye Akışı Roman, baş karakter Gizem Sezgin'in iç dünyasında sakladığı utanç, tutku ve aşk duygularıyla başlıyor. Her sonun yeni bir başlangıç olmadığını düşünen Gizem, duygularını gizli tutarak yaşar ve bu süreçte hayatı altüst olur. Karşısına çıkan Buğra Sönmez ise hayata bambaşka bir pencereden bakar; bu farklı bakış açıları, hikayenin temel çatışmasını oluşturur. Kitap, aşkın en koyu halini, duygusal yaraları ve beklenmedik dönemeçleri işliyor. Özetle, bir kadının içsel savaşı ve tutkunun yıkıcı gücü etrafında dönen bir hikaye. 叙事. Hikaye akışı oldukça sürükleyici. Durnagölü, olay geçişlerini akıcı bir şekilde yönetiyor ve ters köşelerle okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor. Özellikle serinin diğer kitaplarını (örneğin Satır Arası Tutku) okumuş olanlar için bağlantılar ve tanıdık temalar var, ancak bağımsız olarak da okunabilir. Sayfa sayısı göz önüne alındığında (285 sayfa), roman hızlı okunuyor ve duygusal yoğunluğu sayesinde bir oturuşta bitirebilirsiniz. Güçlü Yönler Duygusal Derinlik ve Karakter Gelişimi: Kitap, karakterlerin iç dünyasını ustaca yansıtıyor. Gizem'in gizli tutkusu ve Buğra'nın farklı perspektifi, okuyucuda empati uyandırıyor. Bir okuyucu
Alıntı
HASAT Konusu başlangıçtan belli olsada o kadar akıcı ve sarsıcı şekilde ilerliyor ki. Kitabı okurken duygular birbirine karışarak insanı derinden sarsıyor. Para için yapılan yanlışlar güç kavramını sorgulatıyor. Yaşama hakkı neye göre belirleniyor. Zengin için bir kalp satın almak bu kadar basit mi, insan canı bu kadar sıradan ucuz mu derken; fakir ya da orta tabakadan insanların hakları neden hep parası olan zenginler tarafından o ya da bu sebeple ellerinden alınıyor? Kendini paraya karşı kaybetmek, amacın dışına çıkıp içinde gibi yaşamak nasıl bir hissiyat? Bir kere bulaşınca kurtulmak zor mu? Ve daha nice sorular beyne hücum ediyor. Kitapta ele alınan konu gerçek yaşantı ile o kadar yakından alakalı ki tüyleriniz diken diken oluyor. Kitapta okuduğum olayı gerçek hayatta dünya üzerinde insanlar kim bilir hangi coğrafyada yaşıyor? Sevdiğimiz güven duyduğumuz insanlar aslında sevilesi ve güven duyulası değilse... Güven ve güvensizliğin, zenginlik ve fakirliğin, iyilik ve kötülüğün ve daha nice zıtlıkların bir arada çok güzel bir şekilde anlatıldığı bir kitap. Spoiler Her gün bulundukları gemiden birer birer eksilen ve koruyucu ailelere sahiplendirildikleri düşünülen çocuklar.. İşini iyi yapmaya çabalayan Boston Bayside Hastanesi'nde doktor olan Abby Dimatteo. Ve hayatını kolaylaştırdığını düşünen sevgilisi Mark. Abby çalışmalarına devam ederken bir anda değişen nakil listesine uymayarak kendi doğrusunda yol alıyor. Kalbi zengin adamın karısına değilde 17 yaşlarında ki kendi ölen kardeşine benzeyen çocuğa naklediyor. Ve tam da burada olaylar rayından çıkıyor. Hastane yönetimiyle sorunlar, avukatlar, soruşturmalar, atılan yersiz iftiralar, ölen hasta, ölen doktor.. Ve bir anda kendini birbiri ile bağıntısı olan intihar süsü verilmiş cinayetlerle karşı karşıya buluyor.
Yüzüklerin Efendisi Hakkında Az Bilinen 60 Şey!
Şöyle bir iletiyi şu ana kadar atmamış olmak benim ayıbım. Konumuz, Yüzüklerin Efendisi Hakkında Az Bilinen 60 Şey. Hazırsanız, başlıyoruz! 🧙🏻‍♀️-Sean Connery büyük fırsatı kaçırdı Gandalf rolü ilk olarak Sean Connery’e teklif edilmiş fakat kendisi senaryoyu anlamadığı için bu teklifi reddetmiş. Aynı zamanda kendisine film gelirlerinin %15’i önerilmişti. Bu da yaklaşık 400$ gibi bir miktarla tek role verilen en yüksek ödeme olarak adlandırılıyor. 🌲Gandalf'tan başka kimse Gandalf olamazdı. Ian McKellen dünyaya Gandalf olmak için gelmiş!! 🧙🏻‍♀️Sörf yapan Nazgûller Yüzüktayflarını oynayan aktörler Yeni Zelanda’daki yerel aktörlerden seçilmiş ve çekimlerden boş kalan zamanlarda sörf yaparak rahatlıyorlarmış. 🌲Tüm karizma yerle bir oldu🫡 🧙🏻‍♀️ Viggo yetenekli bir kılıç ustası mı yoksa sadece şans mı? Aragorn’un Lurtz ile savaştığı o meşhur sahneyi hatırlarsınız. O sahnenin çekimleri sırasında Lurts’u oynayan aktör elindeki hançeri Viggo’nun yanına atacağı yerde “kazara” üstüne doğru atıyor Viggo ise elindeki kılıçla havadan gelen hançeri engelliyor ve bu sahne yazılmamış olmasına rağmen filme konuluyor. 🧙🏻‍♀️Sean Bean’in yürüyüşü Sean Bean’in yükseklik korkusu film çekimleri sırasında kendisine büyük zorluklar çıkartmış. Caradhras Yolu sahnesi çekilirken tüm ekip çekim alanına helikopterle götürülürken yalnızca Sean Bean yürüyerek tırmanmış dağa. 🌲 Sean Bean: Boromir'dir. 🧙🏻‍♀️Dil desteği Liv Tyler’in Elfçe konuştuğu sahnelerde, yanında akıcı Elfçe konuşan bir çalıştırıcı her daim bulunup sufle veriyormuş. 🌲 Arwen'in sesi gerçek bir elf sesi değil mi yaa harika bir şey🤌🏻 🧙🏻‍♀️Çok renkli büyücüler Hepsi filmlerde görünmese de aslında Orta Dünya’da beş adet büyücü bulunmakta; bunlar sırasıyla, Ak Saruman, Boz
Tolkien
Uğultu Tepeler (Wuthering Heights) - Emily Brontë - İlişki Şemaları
Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler isimli kitabını okurken birazcık kafam karışınca hazırladığım ilişki şemalarını paylaşmak istedim. Basitçe ifade etmek gerekirse kitapta iki aile var: Uğultu Tepeler'de yaşayan "Earnshaw Ailesi" ve Thrushcross Grange'de yaşan "Linton Ailesi." Her şema bir ailenin/evin üyelerini gösteriyor. Umarım kitabı okuyan/okumak isteyen herkese faydası olur. Spoiler içerebilir haberiniz olsun.
Uğultu Tepeler - Wuthering Heights