nuur

10/10
·212 syf.·
2021 11. kitabı
Âşıklar meclisinde yer bulmuşuz birlikte; Dünyanın dertlerinden kurtulmuşuz birlikte; İçip birer kadeh bu sevincin şarabından Özgürlüğe ermiş, sarhoş olmuşuz birlikte. Akılla bir konuşmam oldu dün gece; Sana soracaklarım var, dedim; Sen ki her bilginin temelisin, Bana yol göstermelisin Yaşamaktan bezdim, ne yapsam? Birkaç yıl daha katlan, dedi. Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş, dedi; birkaç görüntü. Evi barkı olmak nedir? dedim; Biraz keyfetmek için Yıllar yılı dert çekmek, dedi. Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim; Kurt, köpek, çakal makal, dedi. Ne dersin bu adamlara, dedim; Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi. Benim bu deli gönlüm, dedim; Ne zaman akıllanacak? Biraz daha kulağı burkulunca, dedi. Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim; Dizmiş alt alta sözleri, Hoşbeş etmiş derim, dedi.
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202127,8bin okunma
Reklam
7/10
·48 syf.·
2021 10. kitabı
"Halihazırdaki tek hakiki isimlerimiz sadece takma olanlardır. Bazı gezginler, bir Kızılderili'nin başlarda ismi olmadığını ve ismini hak etmek zorunda olduğunu anlatmışlardır, Kızılderili' nin adı onun şanıdır; bu kabileler arasında kişi kazandığı her yeni başarıyla yeni bir isim elde eder. Kişinin ismini de ününü de kazanmadan, sırf kolaylık olsun diye bir isim taşıması zavallı bir durumdur."
YürümekHenry David Thoreau · Zeplin Kitap · 20194,551 okunma
Ne kadar sessiz yaşadıysa o kadar da sessiz ölecek....
9/10
·432 syf.·
2021 9. kitabı
«Neden meydanlarda yoksunuz dostum? Daha sevildiğin bile şüpheli iken şimdiden ihmal mi ediliyorum? Kalpden kalbe dökülen o sır verişler de bana o kadar güzel bir ruh gösterdiniz ki, ruhların ne çok değiştiğini görerek daima sadık kalanlar safından ayrılmanıza imkân yoktur...Bazıları için bu hep aynı nottur, başkaları için musikinin ebediliğidir!» *** Ressamların tablolarını bitirmek için vurdukları son fırça darbeleri tablonun esası için lâzım zamandan fazlasına muhtaç bulunduğu gibi, son hazırlıklar içinde Delphine'in şimdiye kadar sarf edilenden ziyade zamana ihtiyacı vardı. *** Bir babayı böyle zarafetle ölüme sevk edişten dehşete düşmüş olan delikanlıyı iterek... *** Cemiyeti bir insanın ayağını dokundurduğu takdirde boğazına kadar içine gömüldüğünü bir çamur ummanı halinde görüyordu. Düşüncesi kendisini aile ocağına götürdü. O sakin hayatın tertemiz heyecanlarını hatırladı, kendisini sevenler ortasında geçmiş bahtiyar günlerini hatırladı. Aile ocağının atbiî kanunlarına uyarak bu aziz mahlûklar orada tam, devamlı, istiraplara yabancı bir saadet buluyorlardı. *** Rastignac oradan saat beşe doğru, Madam de Beauséant'nı seyahat arabasında gördükten ve bazı halk dalkavuklarının ona zannettirmek istedikleri gibi en yüksek insanların kalp kanunları dışında olmadıklarını ve kedersiz yaşamadıklarını ispat eden yaşlı busesiyle öpüldükten sonra ayrıldı. *** Uyuyan ihtiyara baktıktan sonra Eugène kendisine dedi ki: -Dostum yürü, arzularını hasrettiğin mütevazı ömür yolunu takip et. Ben cehennemdeyim ve orada kalmaya mecburum. Kibar âlemi aleyhinde sana ne derlerse inan! Onun altın ve mücevherler kaplı dehşetini tasvir edebilecek bir Juvénal(¹) yoktur. (1) Hicivleriyle meşhur látin şairi.
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma
8/10
·128 syf.·
2019 14. kitabı
Düşler! Hep düşler! Ruh ne denli hırslı, ne denli inceyse, düşler de gerçekleşebilecek olandan o denli uzaklaşır. Her insan kendine yetecek ölçüde afyon taşır içinde, durmamacasına yenilenen bi afyon. Hem doğumdan ölüme dek, başarılı ve kararlı eylemle dolmuş kaç saatimiz var ki? Aklımın çizdiği bu tabloda, sana benzeyen bu tabloda yaşayacak mıyız bir gün, bir gün bu tabloya geçecek miyiz?
Paris SıkıntısıCharles Baudelaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,795 okunma
Woyzeck by Georg Büchner
Puan vermedi·64 syf.·
2021 3. kitabı
'Bir zamanlar yoksul bir çocuk varmış, annesi de yokmuş, babası da, herkes ölmüş, hiç kimse kalmamış yeryüzünde. Herkes ölmüş, çocuk da gece gündüz aranmış durmuş. Bakmış yeryüzünde kimse yok, o da gökyüzüne çıkmak istemiş. Ay dede ahbap ahbap göz kırpmış ona; sonunda Ay dedeye vardığında bakmış. Ay dede çürük bir tahta parçası. Bunun üstüne kalkmış güneşe gitmiş, güneşe vardığında bakmış, güneş solmuş bir kasımpatı. Yıldızlara vardığında bakmış, yıldızlar da küçük, parlak sinekler, çaylağın onları yaban eriği ağacına taktığı günden beri sallanıp duruyorlarmış orada. Bunun üstüne yeryüzüne geri dönmek istemiş, ama yeryüzü devrilmiş bir oturağa benzemiş. Tek başına kalmış çocuk. Oturmuş bir yere, ağlamış, hâlâ da orada oturuyor, hem de yapayalnız.' Marie sanki öleceğini hissetmiş gibi bunları çocuklara anlattığı gün denek olarak kullanılan eşi tarafından öldürülür... Kimse ne yapmış olursa olsun ölümü haketmez. Burada Woyzeck suçlu olarak görülür ama durum farklı, Woyzeck tek başına işlemez bu cinayeti. Georg Bürger dönemi o kadar iyi eleştirmiş ki dönemin burjuvalarının insanları istedikleri gibi kullanabilmelerini eleştirir. Woyzeck'in devamlı bezelye yemesi için onu denek olarak kullanan doktor Woyzeck'in ikili karakterinden keyif alır devamlı. Onun betimlemeleri soyutlaştıkça verdiği ücreti artırır... içler acısı... Bir hayvandan farksız davranır ona. Bu psikolojik çıkmaz aldatılan Woyzeck'in şizofrenik hareketlerini artırır ve bile isteye cinayete teşvik eder. Üstü başı kan lekeleriyle dolu olan karakter bıçağı bulup nehre atmak için tekrar döndüğünde 'Neden saçlarını örmedin Marie?' diye sorar ve bu davranış şuursuz hareketlerini kanıtlar. youtube.com/watch?v=AqsnZ-B... Bu şarkı Tom Waits tarafından Woyzeck oyunu için yazılıp bestelenmiştir. O
WoyzeckKarl Georg Büchner · Mitos Boyut Yayınları · 2009329 okunma