Hayatta amaçsız ve parasız bir savruluş hikayesi. Yakışıklılık ve zekanın yönlendirilememesi. "Soytarı" karşıyı tatminkar olma, utangaçlık, cesaretsizlik, korku ve kaygılar. Sanırım düşük ego. Egoya duyulan korku. Yine de yazar olup insanlara bu kadar ulaşmış olması kaderinin başarısı sanırım. Ben bungou stray dogs dolayısıyla seviyordum fakat insan kimse ya da hiçbir şeye boşuna ilgi duymuyormuş, o zamanlardaki neredeyse yazar gibi olan hislerimleyken, kendime benzer insanları beğenmişim bilinçaltı ve frekanssal. Kitabı yıllardır rafımda dururken ödevimde kullanmak için okumam kendimi böyle görmekten çıkamadığım anlamına mı geliyor diye düşündüm. Fark ettim ki çok iyi gizlemiş olduğum geçmişimin görülmesine muhtaç hissediyor gibiyim. Yine de travmalar veya kötü anılar gerçekten kötü hissettirmediğinde onları etrafıma gösterebilirim şahsen. Bu da şu an eski durumumu aşmakta olduğumu gösterir. Hayatta değişmez diye düşünülen kötü şeyler biznillah kalıcı olmuyor çoğunlukla hatta kitapta da bunun farkına varamayan bir nihilist görüyorum. Bugün bir yazı okudum, putların alacakaranlığı kitabından bir alıntıydı ve bahsettiği şey ise düşük egonun etkisiyle bireyin kendini bir hiç ve boş olarak görüp de insanlar ve hayat boş ve hiçtir olarak yorumlaması üzerine bir reddiye misaliydi. Her neyse ama bu yazarı bir süre daha aşabileceğimden şüpheliyim. Kitap bunalımdaki adamın intihar mektubu niteliğinde ama öleceğini bildiği için bütün hissettiklerini (ki şüpheli) yazmış bu gerçek yazım potansiyelinin mevcut en iyi hali mi yoksa diğer kitapları, bitmiş denebilecek durumdayken yazdıkları daha mı iyi acaba. İslam benim her zaman yaşama tutunma ve anlam katma ihtiyaçlarımı mantıksal ve her zaman olamasa da duygusal olarak tatmin etmiştir dolayısıyla kendimin ve böylelerinin en iyi