Aklınla dolaş orada şuurluca,
Bil ki, güzellik fark edebilenin mülküdür sadece.
Ruhunu ziyaret eden cennettir, farkına varamıyor musun?
Yoksa şüpheler cehenneminin seni ziyaretinden mi kaçıyorsun?
İnsanın herhangi bir yanıtının olduğunu bilmediği soruları sorması, bu sorular içinde bunalması sonuçta nereye götürür insanı?
Kabullenmekle reddetmenin, aydınlıkla karanlığın, kalabalıkla ıssızlığın kesiştikleri bir nokta varsa, oradayım şimdi.
- Çok şey biliyorsun sen, -dedi Vyalov'a bir keresinde, beriki acele etmeden yanıtladı:
- Çünkü yaşıyorum. Biliyorum, bunda bir kötülük yok, kendim için biliyorum. Bildiklerim, bir cimrinin sandığında saklı, onları hiç kimse göremez, için rahat olsun.
Dağlar ulu, heybetliydi. Gözalabildiğine yükseliyor, uzanıyordu. Çocuk kendini korkunç derecede küçük, korkunç derecede yalnız ve yitik hissetti. Burada bir o vardı, bir de dağlar, her tarafta dağlar, ulu dağlar...