Semra Atilay

Semra Atilay
@semravtly
Öğrenci
60 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
3/10
·168 syf.··
2020 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2020 08:35
Ben bir insanın fikrini belirtmesine karşı değilim elbette; ama fikrini belirtip bir değişim bekleyecekse insan yazdığı satırların sadece yazılmakla sınırlı kalmadığını, nasıl bir üslup kullanılacağını ve düşünce belirtme şeklinin ne denli doğru olması gerektiğini de hesaba katmalı. İyi Toplum Yoktur, genel olarak Türk toplumunun benimsediği tören geleneğinden bahsediyor. Düğün töreni, kına töreni, sünnet töreni gibi "önemli" olayların kutlandığı vakitlerin aslında baştan niçin var olduğunu anlatıyor Nihan Kaya. Konusu itibariyle oldukça dikkatimi çekse de yazım tarzı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu kitap yazarın öbür eserlerinin gölgesi altında kalmış gibi görünüyor. Yazar, her bölümde "xxx kitabımda bu olaydan bahsettim." diyerek sürekli önceki eserlerine geri dönüş yapıyor. Bu maalesef okurken bir tamamlanmışlık hissi vermiyor; tam tersi, anlamsız geliyor. Ayrıca yazar kendi görüşünü desteklemek amacıyla o kadar alıntı ve eser sunmuş ki bu kitabı yalnızca kaynak bulmak için bile açabilirsiniz. İyi Toplum Yoktur'un beni düşünmeye iterken ek olarak kaynak da vermesi iyi olurdu ama bu durumda sanki o kaynakların dağınık yazılmış bir özetini okumuş gibi oldum. Bölümler arasında bağlantı tam sağlanamamış. Bir konudan öbürüne geçiş ve sonra birden iki konu önceye dönüş gibi gelişigüzel bir yazım karşıladı beni. "E buraya nasıl geldik?" ve "E buraya nasıl geri döndük?" cümleleri arasında mekik dokudum diyebiliriz. Ayrıca, Nihan Kaya'nın başka eserini okumadığım belirterek, yazdıklarında bir öfke seziyorum hâlâ. Toplumun kabullenişini eleştirirken ona nesnel bir bakışla bakan biri yerine toplumdan kendini iğrenerek ayırmış bir bireyin düşüncelerini okuyoruz. Ne kadar hak verdiğim kısımlar olsa da, kimsenin gelinlik ve damatlık gibi kıyafetlere "soytarı kıyafeti" gibi
İlişkiler
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,694 okunma
Reklam
6/10
·527 syf.··
2020 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2020 23:01
Portreler için birçok sayfada "Berger'in sanat tarihi diyebiliriz." dendiğini görmüştüm okumadan önce. Tercih edilen kelimeleri düşündüm. Neden "diyebiliriz" örneğin? Okudukça görüyoruz ki gerçekten Berger'in kendi tarzında yazdığı bir derleme bu. Başka kaç sanat tarihi kitabında bu tarza rastlarsınız bilmiyorum. Hem şiir, hem mecazlı anlatım hem de tiyatral ögeler kullanılmış kitapta. Sanat tarihi için değişik bir tarz. Ne var ki bu tarz bana hiç uymadı. Almak istediğim bilginin yazının içine yedirilmiş halde, kâh bir olayla kâh bir şiirle anlatılması hoşuma gitmedi pek. Bu yüzden okuması zorlaştı, ağırlaştı. Yine de yararlanılacak bir kitap olduğunu düşündüğümden okumaya devam ettim. Belki bu tarz anlatımları seven birinin gerçekten işine yarayacak bir kitap olabilir. Ben filtre tutar gibi okudum ve işime yarayacak her şeyi aldım kitaptan diyebilirim. Bundan sonra da bazen başvuracağım bir kaynak olabilir. Güzel, süslü bir başlangıç kitabı arıyorsanız Portreler'i kullanabilirsiniz.
PortraitsJohn Berger · Verso Publishing · 2015209 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2020 38. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 08:11
Oidipus, genel olarak "Oidipus Kompleksi" sayesinde duyduğumuz bir antik yunan efsanesi karakteridir. Söylendiği günden trajediye dönüştürüldüğü güne, o günden de bugünün dünyasına kadar her zaman çarpıcı bir hikaye olmuş, okurlarını düşündürmüştür. Kral Oidipus, trajediyi anlamak ve nasıl işlediğini görmek adına da okunabilir. Bedrettin Tuncel, kitaba girmeden önce yazdığı birkaç sayfada bizi biraz bilgilendiriyor ve Sophokles'in Oidipus'unun ideal bir trajedi örneği olduğunu söylüyor. Bu sayfalarda "Oidipus'un başına neler geleceğini biliriz ama okurken ve izlerken bir umut kurtulmasını bekleriz." gibi bir şey yazılı. Buna katılmamıştım çünkü sonunu bildiğim bir olaydan böyle bir şey bekleyeceğimi düşünmedim. Ne var ki Sophokles, olayları aktarırken kullandığı karakter ve konuşmalarla bende bu dürtüyü uyandırdı. Kaderin bir kuklasıdır Oidipus. Tanrısı Apollon'un bildirdiğinden kaçmış, kaçarken bildirilenin kucağına düşmüştür.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
10/10
·394 syf.··
2020 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 21:46
Hayatımın bir döneminde Dostoyevski'nin eserlerini okumaya korkardım. Korkar ve çekinirdim, olası etkisini tahmin ettiğim için. Pek de yanlış düşünmediğimi git gide daha iyi anlıyorum. Çok içten ve zekice yazılmış bir romanla karşı karşıyayız. Baş kahramanımız Vanya, oldukça nazik ve akıllı bir adam. Öyle uzun uzun inceleme yapma hevesinde değilim aslında, Vanya'dan bahsedip çıkacağım. Baş kahraman diye bahsettiğime bakmayın Vanya'dan, hayatımda okuduğum en silik baş kahramanlardan birisi o. Üzülerek söylüyorum bunu. Satırlar arasında gezerken Vanya'nın her olayda orada olması, her şeye şahitlik etmesi ama hiç kimseninki kadar kendi acısını, mutluluğunu o satırlara yansıtmaması pek üzücüydü. Herkes sever Vanya'yı, kitaptaki tüm karakterlerin dostudur o. İyi bir dinleyici, bir şair, bir edebiyat savaşçısıdır. Yine de Vanya'yı yeterince görmezsiniz sanki. Acı çeker, mutlu olur, karakterlerle gülüp karakterlerle ağlar ki siz tüm hikayeyi Vanya'nın ağzından, onun kaleminden dinliyor olursunuz ama yine de o tam olarak orada değil gibidir sanki. Kitaptaki karakterlerin ona karşı tavırlarını çok üzücü, çok kalp kırıcı buldum. İnsanı daha çok üzense onun bu davranışlara verdiği yürekli yanıtlar ve sabır, akıllılık oldu. Çok saygı duyuyorum. Kitap beni çok duygulandırdı ama başka bir şey de söylemek istemem. Vanya, Vanya, Vanya...
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
9/10
·184 syf.··
2020 25. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2020 19:51
Uzun zaman sonra bir kitap hakkında görüşlerimi yazıyorum buraya. En son hangi kitaba yaptım bunu hatırlamıyorum bile. İnsancıklar, kısa bir roman. Mektup derlemesi gibi yazılmış. Can yayınları, her zamanki gibi, harika basımı ve çevirisi ile akıcı okumanıza katkı sağlıyor. Şimdi gelelim ne düşündüğüme: İlk mektuplar hayli sinirimi bozdu açıkçası. Tüm karakterlerin iyi niyetle, bazen ise aşkla, birbirlerine yalan söylemelerini okuyoruz sık sık. Yoksulluğun dibindeyken dahi sevgiden ötürü paranın nasıl değersizleştiği veyahut sevilen kişinin afiyeti için ne kadar değer kazandığını görüyorsunuz. Hafiften bir irkildim. Karakterlerin mektupları bazen size yaptıklarınızı hatırlatıyor. Geçmişten veya şimdiden, çok sevdiğiniz veya sizi çok seven birilerini hatırlatıyor. İleride, kitabın sonlarına doğru Majesteleri ile yaşanan küçük görüşme beni çok etkiledi, hafiften duygulandığımı söyleyebilirim bile. Yeterli bu kadar.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Reklam