Filiz Özdemir

Daha doğrusu her aşkın köhne ve ebedî meselesi içindeyim: "Beni seviyor mu?" ve "Ne kadar?" Büyükanne, hala, teyze, koskoca insanlar bunun cevabını beş yaşındaki çocuktan bile istiyecek kadar zayıftırlar. Bambino küçük ellerini derece derece açar, "Beni ne kadar seviyorsun?" sualine "Oda kadar", "Ev kadar", "Dünya kadar" cevaplarını verir. Sevgisini adamına göre derecelendirmesini ve ölçmesini beş yaşında öğrenmiştir. Koketrisi de vardır. Her zaman doğruyu söylemez. Cevabını menfaatine veya merhametine göre ayarlandırır. Büyüklerden daha büyük olacağı ânı yaşamaktadır. Tahtından aşk ihsanları dağıtır. Bu çocuktan daha küçüğüz."
Sayfa 96 - Tecrübeden sonraki idrak evvelkinden çok daha pahalıdır."·Kitabı okuyor
Reklam
Gerçek mutluluk budur: hiçbir yükselme tutkun olmadan bütün o tutkulu olduğun yüksekliklere erişmişsin gibi köpekçesine çalışmak. İnsanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve onlara gereksinme duymamak. Yıldızlar tepende, toprak solda, deniz sağda olsun...
Sayfa 145 - Geleceği henüz doğmadan araştırıp görme konusundaki sabahki amansız isteğim, birdenbire bana bir küfürmüş gibi görünfü.·Kitabı okudu
Çünkü insan ömrü bir tek gerçeğin, yani o insanın yüklendiği gerçekliğin dile gelmesi- ne yetebilir ancak. Kendine karşı dürüst kalmak isteyen insan; tarih, dünya ve evren hakkındaki görüşlerini onun aracılığıyla elde edebildiği bu gerçekliğin ayrıntı- larıyla uğraşmaktan dışa çıkamaz. Bu yüzden Allah'a giden yolların yaratıkların sayısınca olduğu söylenmiştir. Öte yandan, doğru bildiklerinin tümünü ifade etmek isteyen insan ister istemez başka görüşlerin alanları içine girer. Birbirinin alanları içine geçişen iki görüş, beliren her çatışmadan yara alırlar. Kendi gerçekliklerinin farklı olması yüzünden iki insan kavramaya konu olan şeye ayrı anlamlar yükler. Gerçekler çeşitli, gerçeklikler farklı farklıdır. Fakat hakikat tektir ve bu "bir" olan hakikata iki gerçeklik alanının "tek" kılınmasını başarmak yoluyla ulaşılır. Bu ise benim veya herhangi bir yazarın görevi dışındadır. Bilgi âlet olursa insan da nesne olur. Bilgi edinme bir mekanizmadan başka birşey değilse insan da makinadan başka birşey değildir
Sayfa 17 - Bu tek başınalık sevimli değildir. Dayanıklılık gerektirir ve insanın gücünü yıpratır.·Kitabı okuyor
Her şey o kadar eğri büğrü ve çarpıtılmış durumdadır ki, sanki ticari bir eşyadan söz edermiş gibi, bir insandan "bir milyon dolarlık adam" diye söz ediyoruz. Televizyon borsadan, piyasadan, dolardan ve pounddan, sanki yaşayan varlıklarmış gibi ("pound bugün biraz daha iyi") bahsediyor. Yabancılaşma denen şey şundan ibarettir: ölü şeyler (Sermaye) canlı gibi görülür, canlı şeyler ise (insanlar, emek) ölü, önemsiz, anlamsız addedilir. Insan devletten önce gelir ve doğal haklarını her türlü Devlet hakkının önünde tutar... İnsan, aklının ve vücudunun gücünü Doğanın nimetlerini kazanmak için harcadığında, sürdüğü doğaya ait toprak parçasını, kendi kişiliğinin damgasını vurduğu bu yeri, kendinin yapar. O yerin onun olması ve diş tecavüzlerden bağışık olması gereğinden daha doğal bir şey olamaz.
Sayfa 316 - Acı ve zevk diyalektik olarak birbirleriyle ilişkilidir. Acı yoksa zevk de olamaz. Don Kişot, Sanço Panza'ya en iyi sosun açlık olduğunu anlatıyordu.·Kitabı okudu
Yaşasın Enternasyonel Proleter Kadınlar Günü
Kendilerine hangi isimi takarlarsa taksınlar feminizm, Marksizm, sosyalizm adına konuştuğu oranda, reformizdir, ekonomizmdir, oportünizmdir, revizyonizmdir. Teorisi, tarihi materyalizmin revizyonuna dayanan revizyonist bir teori, bu temelde önerdiği siyasetler ise kaçınılmaz olarak oportunist bir siyasettir.
Sayfa 210 - ZİNCİRLERİNİZDEN BAŞKA KAYBEDECEK BİR ŞEYİNİZ YOK, FAKAT KAZANACAĞINIZ KOCA BİR DÜNYA VAR. "·Kitabı okudu
Reklam