Puan vermedi·224 syf.··
2026 20. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:41
Hani hepimiz sürekli bir şeylerden şikayet ederiz ya, hayatın gürültüsünden, egonun bitmek bilmeyen fısıltılarından… Bu kitap elinde kahveyle, pencereden dışarıyı seyrederken okuyacağın, ruhunu okşayan bir kişisel gelişim kitabı değil. Bu, daha çok aynaya bakıp kendine ‘Ne işin var senin bu hallerde?’ diye sormana neden olacak cinsten. Kitabın başkarakteri Jiyan, bir medrese öğrencisi. Yani hani şu ‘modern’ dünyanın dayattığı tüm o frekans kirliliğine, ses karmaşasına rağmen içsel bir arayışta olan, ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün olaylar çözülür’ mottosuna inanan bir tip. Sen de sürekli ‘duyamıyorum, anlayamıyorum’ diye yakınırken, Jiyan’ın bir cinayete tanıklık etmesi ve onu çözmeye çalışması, üstüne bir de Niyaz’ın aşkını kazanma derdine düşmesi… Yetmezmiş gibi, bir de Abdurrahman Hoca’nın rehberliğinde kendi nefsini terbiye etme çabası var. Senin o ‘modern insan’ hallerine ne demeli peki? Hani şu ‘egosu güçlü ama rahatsız’ dediği tiplerden. Modern yaşamın tüm nimetlerinden faydalanıp, sonra da ‘ay çok yoruldum, çok bunaldım’ diye sızlananlardan. Jiyan, o gürültü kirliliğinin, frekans karmaşasının içinde bile bir yol bulmaya çalışırken, sen elindeki son model telefonla sosyal medyada gezinip ‘iyileşme’ hashtag’leriyle kendini avutuyorsun, değil mi? Gerçek iyileşme, öyle iki tıkla, üç beğeniyle olacak iş değilmiş meğer. Kitap diyor ki, ‘iyileşme’ sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel bir arınma. Yani öyle ‘detoks’ sularıyla falan olacak iş değil, bayağı bir iç hesaplaşma, bir nefis terbiyesi gerektiriyor. Abdurrahman Hoca’nın Jiyan’a yol göstermesi gibi, senin de bir Abdurrahman Hoca’ya ihtiyacın var belki de. Ya da en azından, Jiyan’ın hikayesinden biraz ders çıkarıp, o ‘gürültü’yü kısmayı denesen? Belki o zaman, sen de ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün
İyileşmeUğur Becerikli · Destek Yayınları · 20242 okunma
En çok satanlarda görürseniz şaşırmayın
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:58
Ben her zaman yeni yazar kardeşlerime  destek olmak için  , genelde  ilk kitaplarını almaya gayret ederim. Vural Aksankur kardeşiminde ilk kitabını sag olsun bana hediye etti , Genelde yeni yazarlardan tolstoy ,dostoyevski , gibi bir performans beklememek lazım, Ben polisiye ve bilim kurgu türünde kitap ve film leri çok severim , İşin dogrusu Vural Aksankur yazarımızında kitabının ilk kitabı olması sebebi ile çok beklentiye girmemiştim, Sonuçta yeni bir yazar , genelde yeni yazarların hevesleri kırılmasın diye kötü sıkıcı  olan kitaba bile kötü diyemessin , Hem destek olmak için hemde benim gözümde bir kitap yaza biliyorsan sen gercekten özel bir insanlardansın , İnanın bu kitabın ilk 5,10 sayfasını şöyle göz geçirmek için baktım , kitabı okudukca kitap beni içine cekti , Okuma sıramda 10 sıralardaydı , yazar  a ayıp olmasın diye  üç beş kitap tan sonra okurum  dedim , Ama göz gecirmek için elime aldıgım kitap ister istemez bir numaraya yükseldi , daha dogrusu kitabı elimden bırakamadım, Kitabın konusu na gelince : Bir  denizci. Nanomorf ilk kez onun bedeninde yeniden uyandı saçı, sakalı döküldü, kaşlar ve kirpikler insana dair son izler olarak kaldı. Belirli bir süre sonra binlerce oldular , bunlara gri ler dediler, Sonra bir gün kırmızılar dogdu , Vesayire vesayir........ Uzun lafın kısası kitabı elinize aldıgınız zaman nasıl okudugunuzu anlamıyorsunuz ,  ben bir bilim kurgu seven biri olarak çok sevdim. İkinci ve üçüncü kitabı mutlaka alacagım , Kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim , Bu kitabı alırsanız Yeni yazarlara destek olmak amacı ile almayın , Çünkü kitap sanki yazarlar heyetinden ortak yazılmış bir kitap gibi .... Yani yeni bir yazarın ilk kitabında bu kadar başarılı bir çalışma yaptıysa , İlerleyen yıllarda Belkide bizim de bilim kurguda dünya çapında
1000Kitap
DeğişiklerVural Aksankur · Edebiyatist Yayınevi · 20264 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Klasik Norveç Tiyatrosu ya da Aysun Kayacı Hadisesi*
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:56
1882’de Norveç’te yazılmasına rağmen, evreselliğini ve güncelliğini korumaya devam eden bir eleştiri/tiyatro metni aslında. 2008 Türkiye’sinden bir an, herkes hatırlar: Aysun Kayacı’nın “ Dağdaki çobanla benim oyum eşit mesela, niye?” çıkışını ve ardından gelen linçleri. Aysun Kayacı da Doktor Stockmann gibi artık Bir Halk Düşmanı’dır. Tam olarak aynı konu; Çoğunluk her zaman haklı mıdır, çoğunluğun vasfı ne kadar önemlidir? Kaplıcaların zehirli olduğunu öne süren doktor halkı korumak için bir makale yayınlamak istese de vali, basın üyeleri ve kasabanın önde gidenleri tarafından engellenmeye çalışır. Halk, doktorun ekonomik çıkarlarına ters düşen makaleler yazdığına ikna edildiği için onu linçler. Doktor tam olarak bu mevzular yaşanırken çoğunluğun vasıfsız olduğunu belirten yeni söylemlerde bulunur. Konuştukça da dışlanır, ailesiyle birlikte saldırılara ve çeşitli manipülasyonlara uğrar. Yakın arkadaşları ve çevreleri çıkıp da fikirleriniz yanlış demez kamunun görüşünden dolayı cesaret edemiyoruz derler. Herkes bir diğerini suçlar…. Ben tiyatro metnini çok beğendim. Kurgusu mizahın dozu, anlatmak istediği derdi açıkça ortaya koyuşu, bürokrasi ve liberalizme yönlendirdiği eleştiriler çok yerindeydi. Peki Sehercim sen de Aysun Kayacı ve Doktor Stockmann’a katılıyor musun derseniz, işte buna HAYIR derim. Nedeni uzun….
Bir Halk DüşmanıHenrik Ibsen · Yapı Kredi Yayınları · 202512 okunma
Ah benim güzel ülkem...
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:59
Bu kitabın yazarın ilk romanı olduğuna inanmak ne mümkün !!! Aysel, Aydın, Ali, Metin, Namık, Sevil, Behire, Alain, İlhan, Dündar Öğretmen, Ertürk, Hasip ve şu an adı aklıma gelmeyen tün karakterler sizinle yeni tanışmadım ben de sizden biriyim. Adalet Ağaoğlu sen çok güzel bir detaysın
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20245,7bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 19. kitabı
SAKLI | LAL FİGAN SERİSİ Normalde yapmayı pek tercih etmediğim bir şey yapıp, peş peşe benzer kurgular okuma riskini göze alarak başladığım bir kitabın yorumuyla geldim. Canım arkadaşım o kadar çok ısrar etti ki, "Mutlaka oku, kesinlikle seveceksin!" diye, daha fazla dayanamayıp bu seriyi listemde bir tık öne çektim. ​Ve iyi ki de öyle yapmışım diyorum! Tahmin edemeyeceğim kadar çok sevdim bu seriyi. Korktuğum şey başıma gelmedi; okurken tek bir an bile sıkılmadım, aksine sayfalar akıp gitti. ​Gelelim beni benden alan karakterlere... ​Erva: Canım benim, sen ne güzel sevdin öyle? Yerim senin o hallerini! Ama seni okurken o kadar sinirlendim ki anlatamam. Yahu sen kör müsün? Yanındaki, "arkadaşım" dediğin insanı hiç mi tanıyamadın? Bir insan bu kadar mı insan sarrafı olamaz... Neyse, sakin kalıyorum çünkü neticede en sonunda gerçekler ortaya çıktı. Doru Demir: Kitabın bir yerinde ağzının ortasına şöyle okkalı bir tokat yapıştırmak istemedim değil... Neyse ki sonradan o istek geçti de seni sevebildim. Başlarda Ceylin ile sevgili olman beni deli etse de, arkasındaki nedenler ortaya çıkınca içime kocaman bir rahatlama geldi. Ama kabul et, sen de biraz körsün; insan yanı başındakini fark edemez mi? ​Ceylin: Sana kitap boyunca katlanabildiğim, sevdiğim tek bir an bile olmadı! Sen nasıl bir arkadaşsın? Gerçi sana arkadaş demeye bin şahit ister ya... Seni elime geçirsem sağa sola fırlatmak, saçını başını yolup bir güzel dövmek isterdim. Kötülük iliklerine kadar işlemiş resmen. Neyse, hak ettiğini bulacaksın, inanıyorum! ​Genel Düşüncelerim ​Kitabı genel hatlarıyla çok ama çok sevdim. Özellikle günlük detayına kelimenin tam anlamıyla bayıldım! Günlükleri okumak o kadar eğlenceli ve güzeldi ki, "Keşke biraz daha uzun olsaydı," demekten kendimi alamadım. Kitabın sonunda Erva
SaklıPınar Salman · Pukka Yayınları · 2024441 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:55
Ne istiyorsun, hangi acıyı çekmek istiyorsun? Peki bütün acılar bize mi ait? Bazen bilerek veya bilmeyerek başkalarının acılarını da yüklenip sırtlanıyor muyuz? Peki ya travmalarımız? Çocukluktan bu yana sürükleyerek taşıdıklarımız… Hepsi bize mi ait? Bize ait değilse neden taşımakta ısrar ediyoruz? Peki anne babalarımız? Onlar sadece anne ve baba mı? Onların hayatları, ümitleri ve umutları ne? Ne zaman onları sadece insan olarak göreceğiz, görebilecek miyiz? Ya da başkalarının ne düşündüğünü neden bu kadar önemsiyoruz? Neden onların onayına bu kadar bağımlıyız? Başkaları olmadan, onların onayı olmadan yaşayamaz mıyız? Evet, bunlar gibi birçok sorunun cevapları mevcut. Elbette çoğu cevap tamamen tatmin edici olmasa da insana bir gayret veriyor. Kitap dört bölümden ve her bölümün içinde birçok başlıktan oluşuyor. Birçok travmaya, kendimize yüklediğimiz beklentilere ve seçtiğimiz ya da taşıdığımız acılara dokunuyor. Keyif verici ve tatmin edici yönü daha fazla aslında; bunu es geçmek istemiyorum. Bu yolculukta bana eşlik eden çok sevgili arkadaşıma da buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Sen olmasan bu kitaptan haberim dahi olmayacaktı.. Büyük bir keyifle ve hasta yatağımda okudum, siz sağlıklı günlerde okuyun :)
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202622 okunma