Puan vermedi·343 syf.··
2026 406. kitabı
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Türk edebiyatının ve mizahının en büyük ustalarından Aziz Nesin’in kaleme aldığı, bürokrasiyi ve çarpık toplumsal düzeni yerden yere vuran ölümsüz bir başyapıttır. Kitap, trajikomik bir dille örülmüş, okurken hem güldüren hem de ülkenin bitmek bilmeyen idari absürtlükleri karşısında derin derin düşündüren bir taşlama niteliğindedir. Romanın başkahramanı Yaşar Yaşamaz, devletin kayıtlarında hem var hem de yok sayılan bahtsız bir vatandaştır. Nüfus kâğıdı almaya gittiğinde "Sen nüfusta ölü görünüyorsun" cevabıyla karşılaşır; ancak iş askere alınmaya, vergi toplamaya ya da devletin yükümlülüklerine geldiğinde tıkır tıkır işleyen bürokrasi, Yaşar’ı bir anda "canlı" ilan ediverir. Haklarını aramak için çabaladıkça resmi dairelerin labirentlerinde kaybolan, sevgilisine kavuşamayan, mirasını alamayan ve her adımda sistemin çarkları arasında ezilen Yaşar, en sonunda çareyi sisteme uyum sağlayıp bir "açıkgöz" olmakta bulur. Hikaye, Yaşar'ın parmaklıklar arkasından koğuş arkadaşlarına kendi hayatını anlatmasıyla ilerler. Aziz Nesin, Yaşar’ın bu trajik öyküsü üzerinden birey ile devlet arasındaki kopukluğu, vatandaşın bürokrasi karşısındaki çaresizliğini ve rüşvetçi, hantal sistemin insanı nasıl suça ya da deliliğe sürükleyebileceğini muazzam bir mizahi zekayla hicveder. Üzerinden yıllar geçse de güncelliğini ve keskinliğini asla yitirmeyen bu eser, Türk toplumunun ve devlet yapısının röntgenini çeken en kıymetli toplumsal eleştiri romanlarından biridir.
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
Gerçekleşmeyeceğini Bile Bile Bir Umuda Sarılmak
Puan vermedi·268 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:58
Doğan Cüceloğlu’nun dili gerçekten o kadar sade ve o kadar sıcak ki, kitabı okurken ister istemez seni içine çekiyor. Kısa süre önce Aziz Nesin’in Biz Adam Olmayız kitabını okumuştum. Bu kitapta da yazarın verdiği birçok örnekte Aziz Nesin’in gözlemlediği insan tipleriyle tekrar karşılaştım. Aziz Nesin mizahla yüzümüze vururken, Doğan Cüceloğlu empatiyle ve anlayışla anlatmaya çalışıyordu. Bu iki farklı yaklaşımı görünce mizahın ötesinde, insanı ve toplumu okuyabilmenin ne kadar büyük bir yetenek olduğunu bir kez daha düşündüm. Kitap 1979 yılında yazılmış. Okurken aklıma sık sık şu soru geldi: Acaba yazar bugün aynı kitabı yazsaydı bu kadar naif ve iyimser bir yaklaşım sergileyebilir miydi? Dönemin koşullarını bugünküyle kıyaslayınca, bazı noktalarda iyimserliğin fazla ağır bastığını düşünüyorum. Eskiden bir trafik kazasında arabadan inip iki küfür iki yumrukla olay bitebiliyorken, bugün en ufak bir harekette bıçakla, silahla yaralama ve hatta öldürme olayları yaşanabiliyor. Ben de hayatım boyunca iletişimin önemine inanan biri olsam da, artık eşime ve dostuma “trafikte haklı bile olsan dikkatli ol” diyorum. Çünkü öfkenin sınırı kalmadı. Bu kitabı okuyan birçok insan “bunları zaten biliyorum” diyecek. Ben de bildiğim halde keyif alarak okudum. Ama asıl mesele bilmek değil, uygulamak. Birçok insan uyguladığını sanırken bile farkında olmadan tam tersini yapıyor. Bu yüzden bir ara “keşke bu kitap okul müfredatına konabilse” diye düşündüm. Erken yaşta öğretilse çok faydalı olurdu. Sonra kendi kendime gülümsedim. Çünkü bugün elli kişilik bir sınıfta herkes bunları anlayabilir belki ama insanı zamanla başka birine dönüştüren düzenin içinde, buna ne kadar izin verirler emin olamadım. Kitapta değindiği bazı noktalar beni özellikle etkiledi: Bir ülkenin trafik
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20219,7bin okunma
Reklam
10/10
·277 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 20:46
BENİ YAŞAT   “Artık yaşamak ağır bir yük değil; beklenmedik bir armağandı.”   “Sevgiyle beslenip büyüyen o kelebek, bazen içine sığmaz. Kelebeklerin ömrü kısa olur derler ama hayatın kısa ya da uzun olması değil, o ömrün güzel olmasıdır mühim olan. Sığdırdıklarındır.”   Nergi & Aras karakterlerinin yoğun trafikte bir çakmakla başlayan hikayesinin devamını merakla okudum. Anormal ve değişik bir kişiliğe sahip Nergi ile keyifli zamanlar geçirdim, hazır cevap oluşu, her şeye bir söz uydurması ve Aras’ın dediği, Sen nesin? Kamyon arkası yazarı mı? Dediğinde onların yanında gibi hissedip atışmalarını gülümseyerek okudum. Güzel anılar biriktirmelerine şahit olmak güzeldi.   Bir yandan ailelerin çocuklarını kendi istediği mesleğe yönlendirmesi, onların hayallerini göz ardı etmesinin konusu işlenmiş. Kendi yapamadıklarını, gerçekleştiremediği hayalleri anne-babalar artık çocuklarının üzerinde denemeyi bıraksın... S.128-129 da bir annenin çocukta bıraktığı travmaya çok üzüldüm. Bir de iyileşsin diye yarabandı yapıştırma sahnesini gözümde canlandırınca, o kız çocuğunun söylediklerini okudukça daha da üzüldüm. Sonlara yaklaştıkça daha bir heyecan ve merak duygusu ile devamında ne oldu acaba diyerek bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. Eserde ara karakterler fazla olsa da konunun özünden kopmadıkça rahatsızlık vermedi. Yaşanan duygular ve yüreğe girmiş olan aşk sayesinde her şeyin farklı olabileceğini okuyacaksınız. Umudumuzu kaybetmeyelim... Eserin sonlarına doğru yaşanan sahnelerde yazarımız benim yüreğime indirmiş olsa da güzel bir son görünce içim rahatladı. Yazarımızın emeğine yüreğine sağlık.   #gülocakçı #beniyaşat #okudumbitti  #yorum
Beni YaşatGül Ocakcı · Amore Yayınevi · 20261 okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
Kriz geçirtti
5/10
·332 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 20:41
Selaam^^ nasılsınız umarım iyisinizdiiir! Bugün sizlere bana okurken kriz geçirten Bana Dokunma kitabının incelemesine yapacağım. Önden hazırlık, biraz gömeceğim:D İlk öncelikle kitabın konusundan bahsedeyim biraz: Yine dünyanın mahvolup, kötü bir rejimin olduğu bir distopya da insanlara dokunuşu ölümcül olan Juliette'in yeni düzen için silah olmasının istenildiğini okuyoruz. ŞİMDİİİİ, gelelim benim yorumuma: Kitaptan çok beklentim vardı çünkü hem distopyaydı (distopya en sevdiğim türlerdendir) ve ayrıca booktokta da baya övülmüştü. Hep editlerine bakıp yükselmiştim öandkfjf. Ama okuduğumda büyük bir hayal kırıklığına uğradım çünkü bence baya kötüydü. Neden? Hemen kitabı sevmeme nedenlerimden bahsedeyim: Karakterler: Kitapta okuduğumuz üç temel karakter var bunlar; Juliette, Adam ve Warner. Şahsen üçünü de sevmedim. Juliette'i sevemedim ve nedeni yok, açıkçası sevmek için neden bulamadım. Juliette hakkında tek söyleyeceğim biraz dramatik hissettirdi. Yani duygularını aşırı zirvede yaşıyordu ve garip betimlemer vardı. Örneğin: Hamur gibi oldum. (Hamur derken??? Bundan önce söylediği şey ise Warner'a "cehenneme git" demek.) Adam'a da ısınamadım yine genel bir sebebi yok, duygular ve karakterler bana geçmedi. Warner ise... Of Warner hakkında detaylıca gömerek konuşabilirim. Warner karakteri yani Aaron Warner hep editlerini gördüğüm baya sevilen bir karakterdi o yüzden hani adam gibi adam bir karakter okuyacağız sanmıştım ama kendisi bir psikopat çıktı. Şımarık ve istediğini elde edemeyince mızıkçılık yapan bir çocuk gibi hissettirdi. Juliette'i bir obje gibi sahiplenmesi mi dersiniz, zoraki iş yaptırması mı. Juliette ve warner arasında şöyle bir diyalog geçiyor mesela: "Neden kendi odamda uyuyamıyorum" "çünkü burada kalmanı istiyorum" nesin sen? Kimsin sennn??? Bu
1000Kitap
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,289 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Yattaki o dans sahnesini asla unutamayacağım sanırım aklıma kazındı çıkmıyo şarkıyı her duyduğum da sanki bir film sahnesi gibi gözümde canlanıyolar. Ayrıca Vural sen nesin be koçum.
Vurgun: Kelebek ÇiçeklerBurçin Sarıdoğan · Lapis Yayıncılık · 2024262 okunma
Reklam
Reklam