Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatta kalitenin şans olmadığını bir kez daha anladım sevdiğim, çok kıymetli bir insanın yazarlık yönüyle ilk kez tanıştığım bu kitabı okurken.
İki-üç kelimelik kısa cümlelerin bile ne kadar anlamlı olabileceğini görerek, bir cümle ile öykü yazabilmekteki derinliğe gıpta ederek, sayfalar arasında sayfa numarası kadar hayat yaşamışcasına hissederek ve hatta yapayalnız bir sinema salonunda bana ait olmayan hayatları benimmiş gibi izlemek gibi bir kitap okudum. Hipnotize olmuş gibi elimden bırakamadan okudum. Yazarın adını unutarak, yazarı olmak ister gibi okudum. Öyle bir kitap okudum ki her öyküde satırlar arasında kaybolurken kıymetli yazarın kalemine ben bile konu olmak, kitapta bir öykü olmak istedim.
Kızım bugün dördüncü kez izlemeye başladığı altı sezonluk bir diziyi izlerken “Neden hep bu dizi?” diye sordum. “Hayat gibi,” dedi “ İçinde her şey var, bir konu ekseninde dönmüyor, bu dizi de hayat gibi çeşitli; dertleriyle de eğlencesiyle de farklılıklarla dolu…”. Velhasıl benim öykü düşkünlüğüme de bugün okuduğum bu kitaba da bir cevap oldu; hayatta öykülerin toplamı değil mi?
İyi bir öykü yazarı olmak çok daha zor gelmiştir bana çünkü bir öykü, bilmen gerektiği kadarını verir. Ve biter. Kaldığı yerden okurun devam ettirmesi gerekir zihnen ve kalben. Ve o bildiklerinle, öncesinin ve sonrasının sana ait olduğu bir karaktere dönüşebilmelisin. Veyahut o kısacık satırlarla bezenmiş bir öyküdeki karakteri okumaktan uzak tanık olacak ve eşlik edecek gerçeklikte yaşamalısın. İşte bu sebeblerle öyküler çok kıymetli nazarımda, iyi bir öykü yazarı ile tanışmak da bu güzelim kitaptaki “Şükür” öyküsündeki gibi huzurlu bir memnuniyet…
Öyle bir anlatım şöleni ki dram, dram değil; sadece burun sızısı, yüreğinde bir yumru gibi gerçek bir his ile. Umut öyle güzel ki, geçmiş öyle