İncecik lakin çokça derin, dolu dolu bir kitap… Okuduğum her öyküde dilimde acı bir tat, bir yaşlanmışlık hissi sanki başını cama yasladığın bir tren yolculuğunun gün batımını seyretmenin hüznü gibi… İlk öyküleri okuduktan sonra anlatım tarzı ve konuların oturtulduğu temaların benzerlikleri sebebiyle sanki bir öykü kitabından çok yazarın iç konuşmalarına dayalı bir metin okumuş gibi hissettim.
Alışılmışın dışında bir öykü kitabıydı benim için belki de… Alıştıklarımdan farklı ama derinlikli, kendine has bir kitap.