Sadece kitaplar…

Sadece kitaplar…
10/10
·187 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 10:14
Kiraz Çiçeği Kolonyası bende sessizce yer eden kitaplardan biri oldu. Bitirdiğimde büyük bir olayın etkisiyle değil, küçük ama derin bir duyguyla kapattım kitabı. Sanki birinin hayatına usulca misafir olmuşum da çıkarken üzerime bir koku sinmiş gibi… Kolonya kokusu gibi; tanıdık, koruyucu ve kalıcı. Hikâye, Yozgat’ta yaşayan lise öğrencisi Servet ve ailesi etrafında şekilleniyor. Servet yazmayı seven, içine kapanık ama içi hayallerle dolu bir genç. Annesi Reşide’nin saf, koruyucu ve sarsılmaz sevgisi; bozkırın ortasında, etliye sütlüye karışmadan yaşayan, sessizliğiyle var olan babası Mecit Efendi… Evde söylenmeyen ama herkesin bildiği bir yoksulluk ve buna rağmen masumiyetiyle ayakta duran bir aile hâli. Servet’in hayatındaki en güçlü yoldaşlardan biri Satı. Arkadaşlıktan öte, kader ortaklığı bu. Aynı sıralarda oturan, aynı matematik sorularına takılan, aynı hayallerin peşinden içten içe yürüyen iki genç. Okulda ise Belgin Öğretmen var. Sistemin kalıplarına sığmayan, sadece ders anlatmayan; düşünen, sorgulayan, edebiyatı ve sanatı seven çocukların arkasında durmayı bilen gerçek bir öğretmen. Servet ve Satı gibi sanata, edebiyata vurgun kısacası yetenekleri farklı olan ama ruhu sayılara sığmayan gençleri anlayabilen ender insanlardan. Beni en çok etkileyen şey, hikâyenin gösterişsizliği oldu. Ne acıyı büyütme derdi var ne de umut pazarlama çabası. Hayat olduğu gibi anlatılıyor. Karakterlerin hiçbiri kusursuz değil ama hepsi çok tanıdık. Bu yüzden okurken yer yer bir roman değil de birinin gerçek hayatını okuyormuşum gibi hissettim. Cankız karakteri ise kitap boyunca beni en çok sıkan ama en çok da düşündüren kişilerden biri oldu. Bitmek bilmeyen dedikoduları, insanların hayatlarını dillerine dolayan konuşmaları, o dar çevreyi daha da daraltan tavrı çoğu zaman
Kiraz Çiçeği KolonyasıMustafa Çiftci · İletişim Yayınları · 2025154 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Sadece kitaplar…

, bir kitap okudu
10/10
·187 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 10:14
·
2026 9. kitabı
Mustafa Çiftci
8.4/10 · 154 okunma
8/10
·104 syf.··
2026 8. kitabı
“Uçurtmayı Vurmasınlar” ile ilk kez çocukluğumda, ardından gençlik yıllarımda ikinci kez izlediğim filmi sayesinde tanışmıştım. Yıllar sonra bugün, bir kitapçıda kitabını görünce bu hikâyeyi bir de okuyarak tamamlamak istedim. Kitabı bitirir bitirmez, içimde kalan duyguyla tekrar filmini açtım. Hem kitap hem film son derece yalın; abartısız ama çarpıcı, su gibi akıp gidiyor. Ancak kitabı okuduktan sonra fark ettim ki, filmde İnci ve Barış dışındaki karakterler gözüme fazlasıyla karikatürize göründü. Oysa kitapta herkes daha gerçek, daha sıcak, daha insandı. Okurken kurduğum bağ çok daha derindi. “Uçurtmayı vurmasınlar.” Bu cümle, kitap boyunca yalnızca bir çocuğun isteği değil; masumiyetin, umudun ve hayatta kalma çabasının sesi gibi yankılanıyor. Barış’ın dünyası tel örgülerle çevriliyken, gökyüzü hâlâ özgür. Kitap, çocuğun gözünden anlatılan bir yetişkin acısı gibi. İnci’nin sevgisi, Barış’ın saf soruları ve cezaevinin içindeki küçük hayatlar; büyük laflar etmeden, bağırmadan insanın içine işliyor. Bu kitabı en iyi yine kendi cümleleri anlatıyor aslında. Alıntılar: "Sen Filiz'i tanımazsın. (...) Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi. Ben buradan çıkınca kitap okursam beni yine getirirler mi? Ben de o zaman kitap okumam. sen artık hiç kitap okumuyor musun ? bazen seni çok özlüyorum. Keşke kitap okusa da geri gelse diyorum. Ama o zaman annen üzülür. Sen yine de okuma istersen Belki ben senin yanına gelirim." "Sen niye buradasın?" diye sordum Nevin'e. O da halkını sevdiği için buradaymış. Ben büyüyünce halkımı hiç sevmeyeceğim. Halkını sevenler hep kafese giriyor." "Yine akşam oldu işte. Hiç sevmiyorum akşamları. Gün batarken sayıyorlar bizi. İçeri sokuyorlar sonra. Kapıyı da kilitliyorlar üzerimizden. Koğuştan avluya açılan demir kapıda
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,2bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Babasıyla ilgili anıların, geçmişin hafızada yeniden canlanışı… Ölümle değil, hatırlamakla yüzleşiyorsun. Alıntı: Yas aslında biraz bencildir. Terk edilmiş bir dünyada, kendimiz için tuttuğumuz bir yastır bu. “Onsuz ben nasıl yaşarım?” sorusu, kaybın kendisinden bile ağır gelir bazen. Alıntı: Ama bu hikâye yalnızca bizim vedamız değil. O sırada o da bizden vedalaşıyordur belki. Ve kim bilir, onun vedası bizimkinden çok daha dramatiktir. Onun son düşüncelerine bakmaya dayanabilir miyiz? Sadece bir saniyeliğine bile… Yazar, babasının hayatını yazarak tutuyor hayatta. Anılarını, aile tarihini, bahçesini, çözdüğü bulmacaları, sigarasını, yürüyüşünü, varlığını… Aklına gelen her şeyi. Çünkü bir insanı yazdıkça, yokluğuna biraz daha katlanabiliyorsun. “Onun bugüne kadarki varlığı, benim varlığımı doğruluyordu,” derken şunu hissettim: Birinin varlığı, bizim kim olduğumuzu da ispatlıyor. Hatta bir ebeveynin varlığı umutlu, mutlu kalabildiğimiz çocukluğumuz, hala bir evlat olabildiğimiz bir evi simgeliyor. Ama yokluğu… Hafızanın bütün mekanizmasını çalıştırıyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma