Sadece kitaplar…

Sadece kitaplar…
10/10
·120 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı bitirdiğimde uzun süre sustum. Çünkü Mumlar Sonuna Kadar Yanar okunan bir roman değil, insanın içine çöken bir yüzleşme gibi… Yıllar sonra bir araya gelen iki eski dostun (Konrad ve Henrik), tek gecelik konuşması aslında geçmişle, pişmanlıklarla ve söylenememiş cümlelerle hesaplaşma. Konuşulanlardan çok konuşulmayanlar var ve inanın, en çok da onlar yakıyor insanı. Dostluk, sadakat, ihanet, kıskançlık… Hepsi çok sade ama insanın kalbine ağır ağır yerleşen bir dille anlatılmış. Ne bağırıyor ne süsleniyor; sessizliğiyle vuruyor. Bazı cümleler var, bitince kitabı kapatıp bir süre boşluğa bakıyorsunuz. Çünkü insan kendi hayatından bir şeyler buluyor orada. Geç kalınmış yüzleşmeler, affedememek ya da affetmenin ağırlığı, zamanın her şeyi değiştirmediği gerçeği… Bu roman bana şunu hissettirdi: Bazen yıllar geçiyor ama bazı soruların cevabı hiç değişmiyor. Ve bazen söylenmeyenler, söylenenlerden çok daha gürültülü oluyor. Derin, melankolik ve çok gerçek. Bitince hemen başka bir kitaba geçemiyorsunuz. İçinizde kalıyor. Uzun süre de çıkmıyor. Kitabı okurken altı çizilecek, tutulacak satırlar çokça vardı lakin çizmekten çok düşünmek, düşünmek istedim. Derin psikolojik analizleri olan ve düşünülenden uzak anlamlı bir derinlik barındıran, hayranlık uyandıran bir eser. Kitaba getirilen bazı eleştiriler; günlüğün yakılması, soruların sesli verilmeyen cevapları, tek kişilik bir dialogla ilerleyiş vb. gibi detaylar kitabın benim için merak edilmeyen kısımlarıydı ki bu eser “Sonunda ne olacak?” gibi merakla değil, analizleriyle hayranlık içinde sorgulayarak okunması gereken derinlikte bir eserdi.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Sadece kitaplar…

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.··
2026 6. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,5bin okunma
10/10
·88 syf.··
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 09:39
İnsanı asıl değiştiren şey yaşadıkları mı, yoksa sakladıkları mı? Bu Hikâye Tutar Canan’ı okurken sık sık durup düşündüm. Çünkü Sibel Oğuz, büyük olaylardan değil; hayatın içinden, çok küçük ama insanın içine yer eden anlardan bahsediyor. Bir çocuğun söyleyemedikleri, bir babanın susarak anlattıkları, yaralı bir martı, bir annenin “haydi” diye seslenişi… Hepsi bana tanıdık geldi. Sanki bir yerden değil, tam kalbimin içinden geçiyordu. Dili çok sade ama bir o kadar da derin. Okurken bazı cümleler insanın boğazına düğümleniyor, bazı yerlerde “evet, tam da bu” diyorsun. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir soru kaldı: İnsanı gerçekten ne değiştiriyor? Başına gelenler mi, yoksa içine attıkları mı? Daha önce Annem, Zeytin ve Çay ile kurduğum bağ, bu kitapla daha da güçlendi. Sibel Oğuz’un anlattıkları bana iyi geldi ama aynı zamanda içimi de biraz acıttı. Sanırım bu yüzden bu kitabı sevdim. Uzun süre aklımdan çıkmayacak. Okuduğum her bir öykü de muazzamdı. Bir durum, bir nesne, bir söz üzerine yazılan satırlara hayranlık duydum. Ben yazsam böyle yazmak isterdim, dediğim öyküler okudum.
Bu Hikaye Tutar CananSibel Oğuz · Eksik Parça Yayınları · 202525 okunma
7/10
·208 syf.··
2026 4. kitabı
Şarkılarını severek dinlediğim Hüsnü Arıkan’dan okuduğum ilk kitap. Son zamanlarda, tanıdığım yönleriyle hayran olduğum kişilerin çok da bilmediğim “yazar” yönleriyle tanışmak, sevdiğim edebiyat yönleriyle de onları görebilmek adına keşifler yapmayı sevdim. Hüsnü Arıkan, bu yönelimde okuduğum üçüncü yazar. Hayal kırıklığı yaşadım mı, hayır ama belki de bundan öncekilerde beklentimin çok üzerinde keyif almış olmam sebebiyle beklentimin altında kaldı. Uyku, Pangloss Karşıtları isimli bir internet sitesine gördüğü rüyaları yazan Müdür Bey’in bu örgütün suçlarına ortak olarak tutuklanıp, 16 yıl uyutulması ile başlıyor… Kitap ilk sayfalarında bir roman gibi düşündürse de sonuna kadar ki tüm sayfalarında ruhsal bir analiz, derin düşüncelere fırsat veren satırlar okuyoruz. Özgürlük, adalet, arkadaşlık,siyaset, aile… Hepsi de düş ve gerçeklik sınırında öyle dengede anlatılıyor ki bu açıdan “fantastik-bilim kurgu” sevmeyen bir okur olarak benim için okunur oldu.
UykuHüsnü Arkan · Sia Kitap · 2025243 okunma