Sadece kitaplar…

8/10
·104 syf.··
2025 91. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 16:07
“Umudunu kaybeden bir halkın hikâyesi bu!” 1518 yılında Strasbourgh’da yaşanan sefaletin, yoksulluğun yarattığı çaresizliğin sessiz çığlığı… “Dans etmek bu çığlığı susturmak mı?” Bir sabah, yoksulluktan kemikleri sayılan bir Enneline isimli kadın kucağında bebeğiyle evinden çıkar, elini bebeğin gözüne güneş girmesin diye siper ederek nehre kadar ilerler ve kucağındakini nehrin sularına fırlatır. Başka bir evde açlıktan ölmenin kıyısında, elindeki eti yamyamca yiyen Attale ve eşinin ziyafetinin kanıtı, yerdeki bir kız çocuğunun kafası. Sefilliğin uçurumunda çocuğunu hunharca katledip yememek için nehre atan Enneline, kocası Melchior’un tesellilerine dayanamayıp sonsuza kadar sürdüreceği suskunluğuyla dansa başlıyor, onun adımlarına yamyam baba katılıyor, derken on altı bin nüfuslu şehirdeki binlerce kişi bulaşıcı dans hastalığına nam-ı diğer dans vebasına tutuluyor. Binlerce kişi yara bere içinde dans ederken belediye başkanı din adamlarından, doktorlardan, müneccimlerden oluşan meclisi topluyor. Sefaletle, yoksullukla, açlıkla bitkin düşmüş halkın bir korkusu da şehri her an istila etmesi beklenen Türk baskınından sıklıkla bahsediliyor. Meclistekilerin diyaloglarından, sonraki tutumlarından kilise ve yerel yönetimlerin bencilliklerini, aslında dans eden halkın müsebbibinin oynamayanların olduğunu çok net görüyoruz. Cehennem yeryüzüne inmişken din tacirliği yapan din adamları, içilecek su bulunamazken berrak sularda yıkatıyorlar kıyafetlerini. Ambarları arpa, buğday doluyken depolarını korumak adına belediyenin yaptığı yardımların onda birini bile yapmıyor ve hala cennet pazarlamacılığı yapıyorlar. Bu vb. detayları okurken sinirlerin sağlam olması gerekiyor. Belediye çaresizlikten yine kiliseye başvuruyor ve kilise, yine en iyi bildiği işi yaparak dans eden
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Sadece kitaplar…

, bir kitap okudu
8/10
·104 syf.··
3 saatte okudu
·
2025 91. kitabı
Jean Teule
6.6/10 · 11,2bin okunma
7/10
·176 syf.··
2025 90. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 17:59
Uzun zamandır hatta yıllardır gördüğüm/kitaplarıyla tanıdığım yazarın kitaplarına anlamsız bir önyargıyla yaklaştım ta ki her zaman kitaplarımı aldığım, alırken önerilerine kulak verdiğim, yeni yazarlarla tanışmama vesile olan kitapçı elime tutuşturana kadar… Kitap üç bölümden oluşuyor. Bir gece gördüğü rüyanın etkisi ile bir anda vejetaryen olmaya karar veren Yonghe’nin hikayesini, birinci bölümde kocasından, ikinci bölümde ablasının kocasından ve üçüncü bölümde ablasından dinliyoruz. Her şey Yonghe’nin vejetaryen olmasına, başta eşi olmak üzere diğer bütün aile fertlerinin saygı duymaması ve şiddetli bir tartışma yaşanmasıyla başlıyor. Lakin akabinde yaşananlar bu temadan uzaklaşarak geçmişin baskısı altında kalmış Yongha’nın doğayla bütünleşerek içine kapanışı/dönüşümü aktarılıyor. Kitap benim için konu bakımından ziyade anlatım biçiminden orta-iyi arası nitelikte kaldı. Çünkü bir bölümden diğerine geçerken yeni bir öyküye geçiyormuşum gibi hissettim ve bu sebeple her bölümde bir kopukluk hissi yaşadım. Ayrıca bir rüyayla başlayan vejetaryen olma psikolojik zeminine oturtulmuş bir romanda bir şeylerin havada kaldığını hissettim. İnanıyorum ki üç bölümü ayrı ayrı öykü olarak okusaydım daha anlamlı olurdu benim nazarımda. Ayriyeten iki bölüm, anlatı tarzı ile ne kadar sade ise üçüncü bölüm bir o kadar psikolojik derinlik içeriyor; bu durum da bölümler arasında devamlılığı bozan bir unsur oldu benim için. Aile baskısı, çocukluktan gelen kaybolmuşluk, şiddet, ölüm, doğa ile bütünleşme, toplumsal normlar, ruhsal özgürleşme vb. zeminine oturtulan konuyu,meteforu sevdim ama bir şeyleri hep eksik hissettim.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
9/10
·190 syf.··
2025 89. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 19:05
İlk bu kitapla tanıştım Emile Ajar ya da gerçek ismi Romain Gary ile. 1960’ların Fransa’sında Paris’in arka,yoksul sokaklarında geçen Momo ( Muhammed/Müslüman) isimli 10 yaşında bir çocuğun ve hayat kadınlarının çocuklarına bakan, kendisi de eski bir hayat kadını olan yahudi soykırımından kaçmış Madam Rosa’nın hikayesi. Madam Rosa’nın evinin benim için en vurucu detayı din, dil, ırk fark etmeksizin bütün farklılıkları sevginin birleştirici gücü ile yok ederek bütün çocukların ilk kez şefkati tattıkları yer olmasıdır. Kitapta yoksulluk, kimlik sorununu, sınıfsal eşitsizlik, hastalık, ölüm hakkı gibi temalara yer verilirken hayat kadınlarının, soykırım mağdurlarının, göçmenlerin gerçeklerinin görünmeyen yüzünü de gözler önüne sermektedir. Bu kitabın on yaşındaki ( sonradan 14 olduğunu öğreniyor) Momo’nun ağzından anlatılması kitabı çok daha etkileyici yapmış. Kitabın ana karakterleri olduğu kadar komşu, eski boksör kitaptaki zamanda transeksüel olan Madam Lola da hafızamın bir köşesinde her daim hatırlanacak.
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 20225,8bin okunma