Yılı benim için yeri apayrı olan bir kitabın incelemesini yaparak bitirmek istedim…
Korkarak başladım hatta iki kez yarım bıraktım ve en sonunda bitirebildim. Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden biri benim nezdimde. Herkesin okuması gereken ve hayatını büyük bir ölçüde etkileyecek bir kitap.
Çoğu kişi bu kitabı okuyamıyor bile. Çoğu kişi yarım bırakıyor.Bir merakla başlayıp sonunu getiremiyor. Benim için bu zamana kadar okuduğum kitapların içinde en özeli. Uzun zaman oldu bu kitabı okuyalı ama inceleme yazmak için baya uzun bir süre düşünmem gerekti.
Selim… İnsanlara,topluma,yaşama tutunamayan Selim… O kadar kendimden bir parça şeyler buldum ki Selim’in düşüncelerinde,aslında zaman zaman Selim Işık kadar yorulduğumu farkettim… Yaptığım alıntılarda ki cümleler benim çoğu zaman söylemek istediğim ama ne de olsa anlamazlar deyip sustuğum şeylerdi…
Kendi iç dünyasında yaşayan Selim’in hayata tutunamama hikayesini anlatıyor baktığımız zaman. Zaten kitapta geçen cümleden de anlıyoruz bunu;
“Ben iç dünyama dönüyorum,orada hayal kırıklığına yer yok…”
Belki de Selim’i özetleyen cümle budur.
Aslında o kadar çok yazmak istediğim şey var ki ama bazen anlatmak zor geliyor özellikle kendi içinizden,düşüncelerinizden bir şeyler varsa açıklamak daha zor geliyor…
Yaptığım onlarca alıntı kitabı ne kadar sevdiğimi,ne kadar benimsediğimi az çok belli ediyordur diye düşünüyorum.
Turgut Özben’in kendi içinde kurduğu Olric karakteriyle yaptığı konuşmaları hepimiz illa ki okumuşuzdur. Ama sonra beğenip geçmişizdir. O konuşmaları kitaptan okumak ve hissetmek apayrı bir şey…
Belki de hepimiz hayatımızın bir yerlerinde birer Selimiz. Onun gibi, insanlardan uzaklaşıyoruz ve zaman zaman yaşamak zor geliyor. Hatta kitap da yazdığı gibi “yaşamamaktan yoruluyoruz”. Ama hiç