l melâl

l melâl
@senaaa___
"Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz."
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2024 00:00
Kendine Ait Bir Oda; Edebiyat dünyasının feminist bir makalesidir. Kadın hareketinin de elinden düşürmediği bu kitap ilk olarak Eylül 1929’da yayımlanmış. Uzun bir makale olan Kendine Ait Bir Oda erkeklerin kadınlara uyguladığı baskıyı ve eşitsizlik kavramını tarihten alıntılar yaparak önümüze sunuyor. Kitap başlı başına insanın kadın ve erkek arasındaki farkları ya da yapılan ayrıştırmaları durup düşünmesine sebep oluyor. Ben gayet severek ve düşünerek okudum kitabı ve bana çok şey kattı. İnsanın çoğu zaman çoğu şeyde kadın ve erkeğin arasında bir fark olmadığını farketmesi gerektiğini düşünüyorum. Aramızdaki fark neydi ki? İki cinsiyet de sonuç itibariyle insan değil miydi? Ayrım yapmanın, erkekleri daha üstün görmenin amacı neydi? Kitapta yazdığı gibi; “Neden erkekler şarap içerken kadınlar su içiyordu? Neden bir cinsiyet bu kadar varlıklıyken diğeri bu kadar fakirdi?” Kitap kadınların da kendisi arasında ayrılmadığını bir iş kadınıyla bir annenin de aynı olduğunu şu cümlelerle özetliyor; sekiz çocuk büyütmüş temizlikçi kadın, dünya için bin sterlin kazanmış avukattan daha mı az değerli? Tabii ki de değildi. O avukatı dünyaya getiren bir temizlikçi kadın da olabilir. Kitabın çoğu yerinin altını çizip durup düşünmüşlüğüm oldu. Neydi iki cinsiyeti böyle bir ayrıma sürükleyen? Kitapta geçen şu kısmı altını çizerek kadın okurlara söylemek istiyorum. “Hiçbir erkekten nefret etmeme gerek yok, bana zarar veremez. Hiçbir erkeği pohpohlamaya gerek yok, bana vereceği hiçbir şey yok.” Bu kitabın ısrarla okunmasını tavsiye ediyorum. Özellikle kadın okurlardan çok erkek okurların, özellikle bakış açısı bu yönde olmayan erkek okurların okumasını tavsiye ediyorum. Çok severek okuduğum bir kitabın daha sonuna geldim. Daha güzel incelemelerde görüşmek üzere:)
İnceleme
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·565 syf.··
2024 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 20:51
Genç kurgu olan kitapları genellikle 3-4 tane klasik okuduktan sonra araya sıkıştırıyorum. Hem her türden okuyup fikir sahibi olabilmek için hem de bu tarz kitaplara da az çok şans verilmesi gerektiğini düşündüğüm için. Ben okuma alışkanlığımı ilk bu kitaplarla kazandım. Sonra dünya klasikleri ve türk edebiyatının önemli kitaplarını okudum. Bu kitabın ikincisi de varmış. Onu da okumayı düşünüyorum. Açıkçası sorarsanız çok saran bir kurgusu yok. Genel olarak aynı şeyler oluyor. Çerez bir kitap olarak okunabilir. Kitabın konusuna gelirsek ; Nil Han. 11 yıldır içindeki aşkı gizlese bile o aşktan vazgeçemeyen baş karakterimiz. Nil’in ailesiyle bağları gittikçe azalır ve artık tamamen görüşemez hale gelir. Pamir Yelkıran, Nil’in yıllardır aşık olduğu ama hiç belli etmediği ikinci karakterimiz. Pamir’in bulaştığı bir şeyler var ve bunlar tam olarak bu kitapta başlı başına belli olmuyor. İkinci kitapta umarım daha net anlayabiliriz. Sonu nasıl bitecek benim de bir fikrim yok bu konuda. Nil’in gerçekten saf ve temiz bir sevgiyle uzaktan bir şekilde aynı kişiyi yıllarca sevmesine sayfalarca tanıklık ediyoruz. Pamir çoğu genç kurgu kitaplarındaki erkek karakterlere nazaran daha iyi niyetli yaklaşıyor Nil’e. Aralarında bir etkileşim olduğu inkar edilemez bir gerçek. Çok detaya girip spoiler vermek istemiyorum, o yüzden konusuyla alakalı bu kadar konuşmam yeterli diye düşünüyorum:) Kitabı tavsiye eder miyim bölümüne gelirseeek… Daha iyi genç kurgu kitabları okuduğum olmuştu. Hiç şansı yok hiç okunmaz diyeceğim bir kitap değil ama klasikleri okumayı seven bir insan için biraz sıkıcı kalabiliyor. Eğer daha yeni okuma alışkanlığı ediniyorsanız o zaman okuyabilirsiniz :) güzel kitap incelemelerinde görüşmek üzereee :))
Edebiyat
Siyah KuğuBeyza Aksoy · Epsilon Yayınları · 20215,4bin okunma
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Yılı benim için yeri apayrı olan bir kitabın incelemesini yaparak bitirmek istedim… Korkarak başladım hatta iki kez yarım bıraktım ve en sonunda bitirebildim. Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden biri benim nezdimde. Herkesin okuması gereken ve hayatını büyük bir ölçüde etkileyecek bir kitap. Çoğu kişi bu kitabı okuyamıyor bile. Çoğu kişi yarım bırakıyor.Bir merakla başlayıp sonunu getiremiyor. Benim için bu zamana kadar okuduğum kitapların içinde en özeli. Uzun zaman oldu bu kitabı okuyalı ama inceleme yazmak için baya uzun bir süre düşünmem gerekti. Selim… İnsanlara,topluma,yaşama tutunamayan Selim… O kadar kendimden bir parça şeyler buldum ki Selim’in düşüncelerinde,aslında zaman zaman Selim Işık kadar yorulduğumu farkettim… Yaptığım alıntılarda ki cümleler benim çoğu zaman söylemek istediğim ama ne de olsa anlamazlar deyip sustuğum şeylerdi… Kendi iç dünyasında yaşayan Selim’in hayata tutunamama hikayesini anlatıyor baktığımız zaman. Zaten kitapta geçen cümleden de anlıyoruz bunu; “Ben iç dünyama dönüyorum,orada hayal kırıklığına yer yok…” Belki de Selim’i özetleyen cümle budur. Aslında o kadar çok yazmak istediğim şey var ki ama bazen anlatmak zor geliyor özellikle kendi içinizden,düşüncelerinizden bir şeyler varsa açıklamak daha zor geliyor… Yaptığım onlarca alıntı kitabı ne kadar sevdiğimi,ne kadar benimsediğimi az çok belli ediyordur diye düşünüyorum. Turgut Özben’in kendi içinde kurduğu Olric karakteriyle yaptığı konuşmaları hepimiz illa ki okumuşuzdur. Ama sonra beğenip geçmişizdir. O konuşmaları kitaptan okumak ve hissetmek apayrı bir şey… Belki de hepimiz hayatımızın bir yerlerinde birer Selimiz. Onun gibi, insanlardan uzaklaşıyoruz ve zaman zaman yaşamak zor geliyor. Hatta kitap da yazdığı gibi “yaşamamaktan yoruluyoruz”. Ama hiç
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma